AB Zirvesi sonuçları için uygulama beklenmelidir

-

sevket ozugergin

Şevket Özügergin

 

AB ile geçen hafta yapılan  zirve ve sonucunda açıklanan bildiri son derece önemlidir. Uzun yılardır bir durgunluk süreci yaşayan ilişkilerin yeniden canlandırılması için ciddi bir fırsattır. AB artık sadece ekonomik bir Birlik değildir. Hukukun üstünlüğüne, insan haklarına, özgürlüklere ve demokrasiye dayalı bir yaşam  biçimidir. Türkiye, gelecekte içinde yer alacağı yaşam biçimini, siyasal ve ekonomik düzeni tercih etme durumundadır. Bu tercih elbette, farklı anlayışlara sahip ülkeler veya toplulukları dışlamak anlamında değildir ama esas olan hukukun üstünlüğü ve insan haklarıdır.  AB ile yapılan son müzakereler ve sağlanan yakınlaşmalar bu açıdan umut vericidir.

Ancak bir hususu vurgulamakta yarar bulunmaktadır. Uluslararası  ilişkilerde anlaşma metinleri ile uygulamadaki anlayışlar her zaman örtüşmemektedir. Uygulamalar, ana hedefin sağlanmasından sonra ve gelişen şartlara göre farklılaşabilmektedir.

Zirve sonuçlarını Türkiye açısından değerlendirelim.

1-Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne katılım sürecinin hızlandırılmasına karar verilmiştir. Açık olarak ifade edilmese bile, nihai  amacın AB’ne tam üyelik olduğu teyid edilmektedir. 14 Aralık 2015 tarihinde parasal ve ekonomik alanları kapsayan 17 nci başlığın açılması için konferans düzenlenecek, gelecek yılın ilk çeyreğinde de diğer bazı başlıkların açılmasına yönelik hazırlık çalışmaları tamamlanacaktır.

Ancak bazı başlıkların, Kıbrıs sorunu dolayısıyla  G.Kıbrıs tarafından engellendiği bilinmektedir. Kıbrıs sorunu çözülmeden bu engellerin nasıl kaldırılacağı konusunda bir açıklık yoktur.

Böyle bir müzakere ortamında Türkiye’nin asıl üyeliğinin bir takvime bağlanmamış olması eksiklik olarak sayılabilir.

2-Türkiye, gelecek yılın Haziran ayından itibaren Geri Kabul Anlaşması’nı  tam  olarak uygulamaya koyacak, öngörülen şartları yerine getirecek  buna karşılık AB, Türk vatandaşlarına vize uygulamasını  kaldıracaktır. Türkiye, yeni vize uygulaması sayesinde, vatandaşlarına uygulanan haksız ve çoğu kez usandırıcı işlemlerden kurtulmakta, AB  ise geleceği için büyük tehlike olarak gördüğü, korkulu rüyası göç dalgalarını geride bırakmaktadır. Ancak vize muafiyeti uygulamasına geçiş için öngörülen şartlar karmaşıktır ve her ülkenin kendi koşullarına göre farklı isteklerde bulunması ihtimali yüksektir.

Geri Kabul Anlaşması’nın uygulanması ve uygulamadan  AB’nin tatmin olması da çok kolay değildir. Bu itibarla uygulama esaslarının detaylı olarak tespitinde yarar vardır. Vizesiz olarak AB’nde dolaşan vatandaşlarımızın çalışma hakkına da sahip olup olmayacakları açık değildir. Söylemlerden, anlaşmanın çalışma hakkını içermediği gibi bir izlenim edilmektedir.

3-Türkiye’ye sürekli insani yardım sağlanması için başlangıç olarak 3 milyar Euro verilecektir. Bu para ülkemizdeki göçmenlerin bundukları yerde tutulmaları ve  maliyetlerinin karşılanması için verilmektedir. Bu zaten Türkiye’nin hakkı, uluslararası toplumun sorumluluğudur. Mali yükümlülüklerin bundan sonraki bölümlerinin takvimi ve şartları da açık değildir.

Ancak göçmen sorununun kalıcı hale gelmesi halinde, bu durumun  sosyal bazı sorunlara sebep olabileceği ve işsizliği arttıracağı da bir gerçektir. Göçmenlere çalışma izni verilmesi halinde sorun daha da büyüyecektir.

4-Gümrük Birliği’nin genişletilmesi çalışmalarına başlanacak ve gelecek yılın sonuna doğru resmi müzakereler başlayacaktır. Bu karar, ekonomik geleceğimiz açısından son derece önemlidir. Dünya artık ekonomik açıdan 3 ayrı Blok halindedir. Başını AB ve ABD’ nin çektiği Transatlantik Ticaret ve Yatırım   Anlaşması, Çin ve Rusya’nın baş rolü oynadığı Şanghay İşbirliği Anlaşması ve içinde Doğu ve Batı ülkelerinin birlikte yer aldığı ASYA-PASİFİK (APEC) Örgütü.

Türkiye bu blokların hiçbirinde yer almamaktadır. Özellikle, Trans Atlantik Anlaşması’nın dışında kalması, dış ticarette  rekabet gücü kaybına sebep olacaktır. Zirve sonuç bildirisinde bu hususun somut biçimde yer alması daha iyi olabilirdi.

Genel bir değerlendirme yapmak gerekirse, AB Zirvesi’nin, Türkiye açısından  ilke olarak bazı yararlar sağladığını söyleyebiliriz. Ancak bir fayda-zarar analizi yapmak için uygulama sonuçlarını beklemek gereklidir. Bir başka ifade ile sevinmek için erkendir.

Melis Demirci

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir