Türkiye için çölleşme uyarısı!

-
Türkiye için çölleşme uyarısı!

17 Haziran Dünya Çölleşme ve Kuraklıkla Mücadele Günü dolayısıyla yapılan açıklamalarda, kuraklık ve çölleşmenin sonuçları itibariyle dünya genelinde 1.5 milyar insanı tehdit ettiğinin altını çizilirken, TZOB Başkanı Şemsi Bayraktar da ülkemiz için uyarıda bulundu. Bayraktar, “Türkiye, Dünya Çölleşme Tehlikesi Haritasında ‘çölleşmeye fazla duyarlı ülkeler’ arasında yer alıyor. Bu nedenle çölleşme ile mücadele ve kuraklığın etkilerini azaltmada acil tedbirlerin alınması zorunlu” dedi.

BM kararıyla 1995’ten bu yana her yıl 17 Haziran Dünya Çölleşme ve Kuraklıkla Mücadele Günü’nde, dünya genelindeki toprakların korunmasına vurgu yapılıyor, farkındalığın artırılmasına çalışılıyor. 2018 yılı Dünya Çölleşme ile Mücadele Günü, belirlenen tema doğrultusunda “Toprakların gerçek değeri”ni ön plana çıkartan etkinlikler düzenlendi.

Dünya üzerinde toprak kaybının sonuçları

BM’nin tespitlerine göre, kuraklık ve çölleşme, her yıl dünya genelinde 12 milyon hektar toprak kaybına neden oluyor. Bu kayıp, ekilebilir topraklardaki azalmaya bağlı kıtlık, açlık, göç ve nihayetinde çatışmalarla yol açarak 1.5 milyar insanı etkiliyor.

Arazi bozulumuna bağlı toprak kaybı nedeniyle 2050 yılına kadar küresel ekonominin kaybının 23 trilyon dolar olacağı hesaplanıyor.

collesme-3-gidahatti“Topraklarımız organik madde bakımından yetersiz”

Bu yıl Toprak Bayramı ile aynı tarihe rastlayan 17 Haziran Dünya Çölleşme ve Kuraklıkla Mücadele Günü dolayısıyla yazılı bir açıklama yapan Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar da, uyarılarda bulundu.

Tarımın yüzde 98’inin toprakta yapıldığına işaret ederek, topraktaki organik madde düzeyinin tarımsal üretimi etkileyen en önemli faktörlerden biri olduğunun altını çizen Bayraktar, Türkiye topraklarının yüzde 76’sının organik madde bakımından yetersiz olduğunu bildirdi.

Bayraktar, “Toprak hassas bir terazi gibidir. Aldığınızın karşılığını tekrar toprağa vermeniz gerekir. Organik madde çoğalırsa toprakta canlılık ve buna bağlı olarak verimlilik artar. Türkiye’nin toprak yönetimi açısından en önemli sorunlarının başında topraktaki organik madde seviyesinin yetersizliği gelmektedir. Tarımda sorun yaşamamak için topraktaki organik madde seviyesi yükseltilmelidir” dedi.


  Yağlı tohumlu bitkiler desteği başvurularında son 2 gün

Sürdürülebilir tarım

Nüfus artışına paralel olarak tarımsal ürünlere olan talep artışının entansif (tarıma verimi artıracak sulama, gübreleme, kaliteli tohum, makine gibi tüm olanakların kullanıldığı yöntem) üretimi zorunlu kıldığını anlatan Bayraktar, yüksek verimin öncelik olduğunu bu üretim sisteminin bazı sorunlara neden olduğuna dikkat çekti. Gıda üretiminde kullanılan kimyasal miktarının artmasının biyolojik dengenin bozulmasına ve tarım alanlarının kirlenmesine neden olduğunu belirten Bayraktar, bu durumun tarımda sürdürülebilir bir üretim anlayışını ve toprak dostu bir programın yürürlüğe konulmasını zorunlu kıldığını ifade etti. Bayraktar, “Özellikle entansif tarımın yapıldığı alanlarda oluşan kirliliğe; yanlış ve yoğun kullanılan tarım ilaçları, kimyasal gübreler, dengesiz yapılan sulama gibi faktörler sebep olmaktadır. Üstelik entansif tarım yöntemi, yalnızca çevre kirliliği ve doğal dengenin bozulmasına neden olmakla kalmıyor, aynı zamanda besin zinciriyle tüm canlılara ulaşarak yaşamlarını olumsuz etkiliyor. Entansif tarımsal üretimde, gübrelemeden kaçınmanın söz konusu olamayacağı gerçeği dikkate alındığında, organik gübre kullanımı özendirilerek, kimyasal gübrelerin kullanımının azaltılması olumsuzlukların oluşmasını kısmen engelleyecektir” ifadelerini kullandı.

toprak-gidahattiGıda talebi artacak

BM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), 2050 yılında, artan nüfusa bağlı olarak dünya genelinde gıda talebinin yüzde 70, gelişen ülkelerde ise yüzde 100 artacağını öngörüyor.

Artan gıda talebinin, tarımsal üretim sistemleri üzerinde eşi görülmemiş bir baskıya neden olacağını bildiren TZOB Başkanı Bayraktar, “Toprak ve su kaynakları artan rekabetle birlikte risk altına girecektir. Bu nedenle toprak ve su kaynakları için sürdürülebilir tarım uygulamaları, özel ilgi ve iyileştirme eylemleri son derece önemlidir. Kısıtlılıkların üstesinden gelmek ve yüksek risk alanlarındaki kaynak yönetimini geliştirmek için çeşitli seçenekleri analiz etmek gereklidir” dedi.


  Gıdadan sonra tarım enflasyonu da tek hanelerde!

Türkiye, toprak rezervi azalan 20 ülkeden biri

Dünyada 250 milyondan fazla insanın doğrudan çölleşme ve kuraklıktan etkilendiğini belirten Bayraktar, 4 milyar hektardan fazla arazinin ise çölleşme tehdidi altında olduğunu bildirdi. Dünya üzerindeki toprakları genişletmenin ve su kaynaklarını artırmanın mümkün olmadığına dikkat çeken Bayraktar, “Bize düşen görev, bu kaynakları kirletmeden, yok etmeden, verimli ve sürdürülebilir bir şekilde kullanarak gelecek nesillere, en temiz ve verimli haliyle bırakmaktır” dedi.

Türkiye’nin dünyada toprak rezervi azalan 20 ülkeden biri olduğunu vurgulayan Bayraktar, şöyle devam etti:

“Yüzölçümü 78,06 milyon hektar olan ülkemizin, 37,9 milyon hektar toplam tarım alanı varken, işlenen tarım arazisi 23,4 milyon hektardır. Ülkemizde tabii çöl bulunmamaktadır. Ancak coğrafi konumu, iklimi, topografyası ve toprak şartları arazi tahribatına ve kuraklığa karşı hassasiyeti artırmakta, bu durum çölleşme ve kuraklıktan en fazla etkilenen ülkeler arasında yer almasına sebep olmaktadır. Topraklarımızın korunmasının ne denli önemli olduğu açıkça görülmektedir.

agac-collesme-gidahatti“Ülkemiz, ‘çölleşmeye fazla duyarlı’ ülkeler arasında”

Ülkemizdeki çölleşmenin başlıca sebepleri; toprak erozyonu, hatalı tarım uygulamaları ve arazi kullanımı, kimyasal gübre ve ilaçların bilinçsiz kullanımı, hatalı sulama teknikleri sonucu tuzlanma, ormansızlaşma, aşırı otlatma ve üst toprağın kirlenmesi sayılabilir. Bunların yanında her geçen gün çoğalan nüfusun tabii kaynaklara gittikçe artan talebi ve baskısı çölleşmenin en önemli sebebidir.

Ülkemiz, iklim koşulları, yer şekilleri, toprak özellikleri, bitki örtüsü ve insan etkileşimi gibi nedenlerle ‘Dünya Çölleşme Tehlikesi Haritasında’, ‘çölleşmeye fazla duyarlı’ ülkeler arasında yer alıyor. Bu nedenle ülkemizde çölleşme ile mücadele ve kuraklığın etkilerini azaltmada acil tedbirlerin alınması zorunludur.”

Melis Demirci

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir