“Tüketicinin güvene ihtiyacı var”

-
“Tüketicinin güvene ihtiyacı var”

Gıda Mühendisleri Odası’nın düzenlediği 9. Gıda Mühendisliği Kongresi’nde gıdada bilgi kirliliği, tüm yönleriyle masaya yatırıldı. Kongrede konuşan Gıdahattı Dergisi Sorumlu Yazı İşleri Müdürü İlknur Menlik, “Gıdada bilgi kirliliği yaratan insanlar, bu alanda yaşanan boşluğu kullanıyorlar. Tüketicinin güvene ihtiyacı var” dedi.

9. Gıda Mühendisliği KongresiTMMOB Gıda Mühendisleri Odası tarafından iki yılda bir düzenlenmekte olan Gıda Mühendisliği Kongrelerinin dokuzuncusu, İzmir/Selçuk’ta başladı. Kongrenin açılışında konuşan Gıda Mühendisleri Odası Başkanı Yusuf Songül, şunları söyledi:

“Bu kongrede gıda zincirinin bilimsel ve teknik konularının çiftlikten sofraya tüm aşamalarını kapsayacak şekilde ele alınmasının yanı sıra 5996 sayılı yasa ile özel sektördeki çalışma alanları fazlasıyla kısıtlanan, kendi alanlarında bakanlık kadrolarında sayıca ve temsiliyet açısından etkin bir şekilde yer alamayan, asıl uzmanlık alanı olmasına rağmen yönetmelik gereği hijyen eğitimi almak zorunda bırakılan, gıda alanında hiçbir uzmanlığı olmayan kişilerin gerek medyada gerekse sosyal medyada son derece bilim ahlakından uzak gıda mühendisliği mesleğini karalayıcı ve küçültücü ifadelerine maruz bırakılan meslektaşlarımızın, ülkemizdeki gıda güvenliğinde yerinin neresi olduğu sorgulanacak, mesleğimizin ve meslektaşlarımızın haklarının korunması için yapılması gerekenleri konuşacak ve bu bakış açısıyla gıda sektörünün her yönü tartışmaya açılacaktır.”

İlknur Menlik 9. Gıda Mühendisliği Kongresi1Kongrenin ilk gününde Ankara Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nevzat Artık’ın moderatörlüğünde gerçekleşen “Bilgi Kirliliği” panelinde konuşan Gıdahattı Dergisi Sorumlu Yazı İşleri Müdürü İlknur Menlik, gıdalar konusunda yaşanan bilgi kirliliği ve çözüm önerilerine ilişkin görüşlerini katılımcılarla paylaştı.

Köyden kente göç olgusunun, davranışlarımızı değiştirdiğini ancak doğaya karşı duyulan özlemin devam ettiğini belirten Menlik, “Biz şehirlerde yaşayan köylüleriz. Kentleşmiş tüketiciler, özellikle eğitimli anne babalar, doğadan uzaklaştıkları düşüncesiyle, daha reaksiyonel hale geliyorlar. Çalışan anne, çocuğunu doğuruyor, bakıcıya emanet ederek, işine dönüyor. Ve bir suçluluk duygusuyla çocuğu için iyi bir şey yapma, üretime dahil olma, anneannesinden, babaannesinden bilgi aktarımını proses edip, çocuğunun mamasını evinde yapmaya çalışıyor. Böylece kendi çözümünü kendisi üreten bir tüketici tipi karşımıza çıkıyor” dedi.

Tüketicinin bir numaralı bilgi kaynağının medya olduğunu belirterek, her sektörün farklı çıktılarla yaşadığı bir enformasyon kirliliğin söz konusu olduğunu vurgulayan Menlik, “Sosyal medyada ise her birey bir bilgi kaynağı, kendi bilgisini üretiyor. Yakın çevreden hızlı etkileniyoruz. Etiket bilgileri hala tüketicinin çok önemli bir bilgi kaynağı” diye konuştu.

Doktorlar, bilim adamları ve diyetisyenlerin söylemlerinde zaman zaman yaşanan tutarsızlıklara da dikkat çeken Menlik, şunları kaydetti:

“Yumurta kolesterol yapıyor algısıyla bir kuşak büyüdü. Sonra doktorlar biz yanlış yapmışız dediler. Bu normaldir. Bir bilginin bir sonraki çalışma ile test edilmesi doğrudur. Ama toplum güvenini kaybetti. Beyaz eti de burada gördük.

Tüketiciyi iknada güven çok önemli. İkna olsun istiyorsak, güven parametresini sorgulamak mecburiyetindeyiz.

Davranışı değiştirmek zaman alıyor, ama davranışı değiştirmenin esası bilgi. Toplum doğru bilgiyi medya sayesinde öğreniyor. Doğru kanallardan giderseniz, medyanın da aslında sizin hedefleriniz açısından olumlu bir yerde durabileceğini görmek mümkün. Buna en iyi örnek sigara tüketiminin azaltılması konusundaki çabalardır.”

Gıdada bilgi kirliliğinin boyutlarını ölçmek amacıyla yapılan araştırma sonuçlarına değinen İlknur Menlik, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Önce tüketici. Bunca yıldır katıldığım birçok konferansta herkesin ortak bir hedefi var, tüketici, tüketici sağlığı, tüketici mutluluğu, halk sağlığı sonuçta. Gıda sanayi sorumluluk boyutu son derece yüksek olan bir sektördür. Bugün bir savaş durumuyla karşı karşıya kalsak, elimizin altında ne kadar ilaca ihtiyaç varsa, o kadar da gıdaya ihtiyacımız var. Neredeyse artık yan yana duran iki sektörden, iki farklı bilim dalından bahsediyoruz.

Bakın makarnanın kilo yaptığı ile ilgili, yersiz bir algı vardı. Bu algı yersiz bir algıydı. Nitekim bilimsel yöntemle makarna üzerinde çalıştık, ortaya çok güzel bir eser çıktı.

Ambalajlı Süt ve Süt Ürünleri Sanayicileri Derneği adına yapılan bir araştırmaya göre, tüketici, ambalajlı gıdaların yaşam kalitesini düşürdüğünü düşünüyor. Anneler çocuklarının sağlıklı gelişimi için bir ambalaj bariyeri koymuş durumda. Süt ve süt ürünlerini de aynen çikolataya, gazlı içeceğe de nasıl defansif, nasıl negatifse bu kategoriye de öyle bakıyor.

Şimdi yıl boyu yenilen sebze ve meyveler endişe kaynağı oluyor. Standartlaşma bir korku halini alıyor. Bunu kullanıp, sosyal medya üzerinden organik gıda diyerek, çürük sebze meyveleri satıyor, çok da para kazanıyorlar.

Adam ‘süt içmeyin’ diyor. Bu adamın bir önermesi var, buna karşı ekstra önerme geliştirmek gerekiyor. Adam, ‘gıda mühendisliği bölümlerini kapatmak lazım’ diyor. Üniversiteler, gıda mühendisliği öğrencileri, gıda mühendisliği odası harekete geçmeli, kanalı protesto edin, öğrencileriniz devreye girsin, arasınlar.

Reaksiyon vermeden karşı tarafı suçlamanın doğru olmadığını düşünüyorum. A noktasından B noktasına akılla, mantıkla gideriz. Ortada ciddi bir boşluk var, bu insanlar bu boşluğu dolduruyorlar. Bu boşluğun üzerine yazılmış bir endüstri var. Bu endüstriyi görmezden gelerek bu işleri çözemeyiz. Çözmemiz de çok mümkün görünmüyor. Üstelik bunlardan nasibini almamış hiçbir kategori yok.”

“İnançlarımız, bizde davranış değişikliğine yol açıyor. Neye inanıyorsak onu sorgulamadan hedeflediğimiz davranış değişikliğini sağlayamayız” diyen Menlik, Einstein’ın “Atomu bile parçalamaktan zor olan önyargıları parçalamaktır’ demiş. Bunun belirlenmiş bir çözümü yok. Biliyoruz ki, ambalaj, gıda güvenliği ve tüketici sağlığının en temel koruyucusudur. Bundan ne kadar uzaklaşırsanız, sağlıktan da o kadar uzaklaşıyorsunuz” diye konuştu.

Menlik konuşmasını, “Gıdahattı Dergisi’ni hepiniz biliyorsunuz. Gıdahattı Dergisi’nden gıdaya ilişkin en güncel ulusal ve uluslararası gelişmelere ulaşabilirsiniz” diyerek noktaladı.

9. Gıda Mühendisliği Kongresi, 14 Kasım’da sona erecek.

GIDAHATTI DERGİSİNİ ÜCRETSİZ İNDİRİN

android Apple

Melis Demirci

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir