Topraktaki verim yüzde 25 azaldı

-
Topraktaki verim yüzde 25 azaldı

TEMA vakfı 5 Haziran Dünya Çevre Günü dolayısıyla yetkilileri doğal varlıkları koruyucu politikalar üretmeye çağırdı. Vakıf, iklim değişiklikleri nedeniyle yaşanan kuraklığa önlem alınmadığı takdirde, 21. yüzyıl içinde çok sayıda canlı türünün yok olacağını belirtiyor.

Birleşmiş Milletler (BM) tarafından ilan edilen 5 Haziran Dünya Çevre Günü’nde TEMA Vakfı tüm Türkiye’ye doğal varlıkları koruma çağrısı yaptı. Karar vericileri, Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’ne uyumlu politikalar üretmeye davet eden vakıf gezegeni tehdit eden tehlikelere de şöyle dikkat çekti; “Gezegenimiz iklim değişikliği tehdidi altında. Suriye’de 2006 sonrası yaşanan iklim değişikliğine bağlı kuraklıklar nedeniyle yaklaşık 1.5 milyon insan kırsaldan şehirlere göç etmek zorunda kaldı. Türkiye’nin de içinde bulunduğu bölgede yüzde 25’lere varan verim kayıpları yaşanıyor. İklim değişikliği ve beraberinde ekosistem üzerine getirdiği baskı unsurları nedeniyle 21. yüzyıl içinde çok sayıda canlı türü yok olacak ya da yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalacaktır.”

Su kanununa ihtiyaç var

Vakfın açıklamasında tehditler şu şekilde sıralandı;

– Orman kaybı: Türkiye’nin toplam 21.5 milyon hektar orman alanının yüzde 48’i erozyona maruz kalıyor ve topraklar yok oluyor. Şimdiye kadar 2/B uygulaması ile 473.420 hektar alan orman rejimi dışına çıkarılmış, Orman Kanunu’nun söz konusu maddeleri ile 2013 sonuna kadar 414.222 hektar ormanlık alanda madencilik, ulaşım, enerji, haberleşme, atık yönetimi ve benzeri amaçlı tesisler için izin verilmiştir.

– Su: 2050 yılında dünya nüfusu 9 milyarı geçecek. 2025’ten itibaren 1.8 milyardan fazla insanın su kıtlığına maruz kalacağı tahmin ediliyor. Hala dünyada su tüketiminin yüzde 71’i, Türkiye’de ise yüzde 73’ü tarım sektöründe gerçekleşiyor. ‘81 İlde Su Varlıklarına Yönelik Tehditler’ haritasına göre 37 ilde tespit edilen 72 tehdit var. Tehditlerin öne çıkan sebepleri arasında endüstriyel faaliyetler, havzalar arası su transferleri ve barajlar/HES’ler bulunuyor. Su varlıklarını havza bazında geliştirmeyi, katılımcı ve şeffaf bir anlayışla yönetmeyi hedefleyen bir Su Kanunu’na ihtiyacımız var.

– Hava: Dünya sağlık Örgütü (DSÖ) 2016 verilerine göre dünyada şehirlerde yaşayan nüfusun yüzde 80’inden fazlası temiz hava soluyamıyor. Türkiye’de hava kirliliğinin kabul edilebilir sınırı 2015’te 81 ilin 41’inde aşıldı. En yüksek düzeyde hava kirliliği görülen 3 il Aksaray, Ağrı ve muş oldu. DSÖ’nün hava kalitesi limiti dikkate alınarak yapılan değerlendirmede sadece Çankırı’daki değerlerin limitin altında olduğu görüldü. Türkiye’de bir an önce hava kirliliğini önleme konusunda adım atılması ve hava kirleticileri için DSÖ tarafından önerilen sınır değerlerin kullanılmasını sağlamak amacıyla yasal düzenleme yapılması gerekiyor.

Büyük mera kaybı

– Gıda: 1920’lerin başında arazilerimizin yüzde 56’sını oluşturan meraların oranı bugün yüzde 19’a gerilemiştir ve mevcut meralarımızın yüzde 70’inde bitki örtüsü zayıf ve verimsizdir. Diğer yandan Türkiye’de 2020 yılında 5 milyon nüfus artışı olacağı tahmin edilmektedir. Eklenen nüfus için beslenmede en önemli kısmı tutan tahıl üretimi dikkate alındığında üretimimizin 1 milyon ton artması gerekecektir. Bu durum, eğer verimlilik artışı sağlanamazsa, yaklaşık 400 bin hektar tarım alanına daha ihtiyaç duyulacağı anlamına gelmektedir.

– Biyoçeşitlilik: Türkiye biyolojik çeşitlilik açısından çok zengin, ancak 12.000 bitki türünden 1.400’ü yok olma tehlikesi ile karşı karşıya.

www.milliyet.com.tr

Melis Demirci

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir