SETBİR: “Çiğ süt fiyatı yıllık olarak belirlensin”

-

Türkiye Süt, Et Gıda Sanayicileri ve Üreticileri Birliği Derneği (SETBİR) tarafından Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli’ye sunulan raporda, dönem dönem tartışmalara neden olan çiğ süt fiyatının yıllık olarak belirlenmesi ve ülke genelinde uygulanması önerildi.

Yönetim Kurulu üyeleri ile birlikte Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli’yi ziyaret eden SETBİR Başkanı Tarık Tezel,hayvancılık, kırmızı et ve süt konusunda bir rapor sundu.

SETBİR Raporu

Raporda, Türkiye Süt, Et, Gıda Sanayicileri ve Üreticileri Birliği Derneği (SETBİR) üyesi şirketlerin, günde 27 bin ton süt işlediği, yılda 9,8 milyon tona denk gelen bu rakamın, kayıtlı süt pazarının yüzde 97,4’üne, Türkiye’de bir yılda üretilen toplam süt miktarı olan 20,7 milyon tonun ise yüzde 47,3’üne karşılık geldiği belirtildi.

SETBİR üyesi şirketlerin hayvancılık işletmelerinin ise 500 binin üzerinde büyükbaş, 100 binin üzerinde küçükbaş çiftlik kapasitesine sahip olduğu vurgulanan raporda, yıllık ciro toplamı 20 milyar TL’nin üzerinde olan SETBİR üyelerinin, 85 bin kişiyi istihdam ettiği, 500 bini aşkın üretici ile iş yaptığının altı çizildi.

Çiğ süt fiyatı yıllık belirlensin

SETBİR raporunda, yıllardır dönem dönem tartışma konusu olan çiğ süt fiyatı konusunda da çarpıcı bir öneriye yer verildi. Raporda, süt konusunda şu değerlendirmelere yer verildi:

“Süt sektörünün en temel sorunu, istikrarlı ve besleme maliyeti ile ilişki kuran bir fiyatlama ve destekleme modelinin kurulamamış olmasıdır. Taban fiyat senede bir kez bütçe dönemi öncesinde belirlenmeli ve takvim yılı boyunca ülkemizin her yerinde uygulanması sağlanmalıdır. Bu taban fiyat ile birlikte taban kalite (yağ, protein, mikrobiyolojik yük) değerleri de açıklanmalıdır. Fiyat, toplanmış, soğutulmuş süt fiyatı olmalıdır.

Mevsimsellik nedeniyle oluşan arz-talep kaymalarını telafi edecek (müdahale alımı gibi müdahale satışını da öngören) bir müdahale sistemi kurulmalıdır. Süt fiyatı ile besleme maliyeti arasında karşılıklı bir değer (parite) belirlenmeli ve yıl boyunca bu paritedeki sapmaları telafi edecek bir “çiğ süt destekleme” sistemi oluşturulmalıdır.”

inek-sagim-sut-gidahatti

“Sıcak süt destekleme kapsamından çıkartılsın”

Çiğ sütün toplanmasında, süt hijyeni riskleri ve toplama maliyetlerini yükselten uygulamaların israfa yol açtığının altı çiziler raporda, “Süt, sağımından itibaren en geç iki saat içinde +4 C dereceye soğutulmalıdır. Ancak merkezi toplama yerine, kapı kapı süt toplanması nedeni ile mikrobiyolojik yükün artması, sütün niteliğinin bozulmasına neden olmaktadır. Sütün üretildiği yerleşim merkezlerine süt toplama ve soğutma merkezleri kurulmalıdır. Üretici, sütünü, bu merkezlere mutlaka kendi getirmelidir. Sıcak süt, destekleme kapsamından çıkarılmalıdır” ifadelerini kullanıldı.

kirmizi-et-gidahatti (3)

Kırmızı ette kayıt dışılık sorunu

Kırmızı ette de kesimden tüketiciye kadar olan zincirde kayıt dışını destekleyen, haksız rekabete yol açan, halk sağlığını tehdit eden ivedilikle iyileştirilmesi gereken uygulama alanları olduğu bildirilen raporda, şu önerilere yer verildi:

“Kesim standartları ve karkas sınıflandırması belirlenerek kalite odaklı, haksız rekabeti önleyici, tüketici memnuniyetini hedefleyen uygulamalara geçilmelidir. Eski, iyi hijyen şartlarından yoksun, çevre duyarlılığı olmayan mezbahalar çağın ve yasaların gereklerine uygun hale getirilmelidir.

Sektörde kesimhaneler ile perakende satış noktaları arasındaki aracılar yasal düzenleme ortadan kaldırılmalıdır. Hayvan pazarlarında denetimler standart bir sisteme ve daha sık periyotlara kavuşturulmalıdır.”

esk-genel-mudurluk-gidahatti

“ESK regülasyon görevi yapmalı”

Et ve Süt Kurumu’nun ithalat yapmak yerine piyasada regülasyon görevini yerine getirmesi gerektiği kaydedilen raporda, Türkiye’nin kırmızı ette arz yetersizliğinin üç önemli kök nedeni, “Sürülerde gebelik oranı ve döl veriminin düşüklüğü, özellikle buzağı ölümleri ve hastalık nedenleriyle yaşanan kayıplar ile etçi ve kombine ırk hayvan sayısının azlığı” olarak sıralandı.

Söz konusu üç sorunun, Türkiye’nin kasaplık gücünü sığırda %28’den %24’e, küçükbaş hayvanlarda ise %43’ten %16’ya düşürdüğü belirtilen raporda, şu çözüm önerileri dile getirildi:

“Büyükbaş hayvan varlığımız sütçü tip genetik yapıya sahiptir ve et verimi düşüktür. Etçi ve kombine ırkların da varlığının artırılması, Buzağılama sıklığı yanında buzağı ölümlerinin azaltılması yoluyla besilik materyal arzının artırılması, Hayvan hastalıkları ile etkin mücadele, kesimlik hayvan arzını artıracak ve piyasada fiyat istikrarının kurulması ve korunmasına yardımcı olacaktır.

Öte yandan ESK’nın kırmızı ette ithalat görevinden regülasyon görevine dönmesi beklenmektedir. Kaliteli ve yeterli miktarda kaba ve kesif yem ihtiyacının karşılanmasında yurt içi üretim yeterli değildir. İhtiyaç büyük oranda ithalat ile karşılandığından, dövize bağlı istikrarsız bir piyasa hüküm sürmektedir. Kesif yem üretiminin %60’ı ithal girdilere dayanmaktadır. Çiğ süt ve kırmızı et maliyetlerini önemli ölçüde etkileyen yem fiyat istikrarı için yem sektörü desteklenmelidir. Kaba yem ihtiyacının karşılanması için, hayvancılığa dayalı yem bitkisi üretimi teşvik edilmelidir. Meraların, ihtisas sahibi üreticilere, ıslah şartıyla kiralanacağı bir düzen getirilmelidir.”

SETBİR raporunda, hedeflere ulaşmak için yapılması gerekenler de başlıklar halinde, “Kayıt dışılık ortadan kaldırılmalı, Fiyat istikrarı sağlanmalı, Arz-talep dengesi sürdürülebilir bir yapıya kavuşturulmalı, Süt ve et ürünlerine yönelik bilgi kirliliği önlenmeli” şeklinde sıralandı.

Melis Demirci

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir