Sanayici iklim değişikliğine karşı tedbir istiyor!

-
Sanayici iklim değişikliğine karşı tedbir istiyor!

İstanbul Sanayi Odası (İSO) Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, iklim değişikliğinin neden olduğu kuraklık ve yağış rejimindeki sapmaların sanayinin en önemli girdilerinden olan su kaynakları için tehdit oluşturduğuna dikkat çekerek, “Tedbir alınmazsa sanayi üretimimiz için gerekli suyu bulamayacağımız günler bizi bekliyor olabilir” uyarısı yaptı.

İstanbul Sanayi Odası (İSO) Meclisi’nin, “Küresel İklim Değişikliğinin, Sanayimize Üretim, Sürdürülebilirlik, Verimlilik ve Rekabet Gücü Açısından Etkileri” ana gündemi ile düzenlenen Temmuz ayı olağan toplantısına, İstanbul Teknik Üniversitesi Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu konuk olarak katıldı.

erdal-bahcivan-gidahatti

İstanbul Sanayi Odası (İSO) Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan

İklim değişikliği büyük risk

Açılış konuşmasında Dünya Ekonomik Forumu’nun 2016 Küresel Risk Raporu’nda; iklim değişikliğinin geçmişe kıyasla en önemli risklerden biri olarak görüldüğüne dikkat çeken İSO Başkanı Erdal Bahçıvan, şöyle devam etti:

“En son geçtiğimiz hafta salı günü İstanbul’da tanık olduğumuz gibi, afet derecesindeki ani ve güçlü yağışlar hayatı olumsuz etkiliyor.

Dünyada doğal afetler nedeniyle ortaya çıkan ekonomik zararın 250 – 300 milyar doları bulduğu hesaplanıyor. İklim değişikliğine bağlı su krizleri, gıda kıtlığı, sınırlı ekonomik büyüme, göçler ve artan güvenlik riskleri ekonomiyi olumsuz etkilemektedir.

Doğada yaşanan tahribat, aynı zamanda sanayi için çok önemli olan enerji ve hammadde kaynaklarının sürdürülebilir kullanımını da tehlikeye atıyor. Bir yandan kaynaklar azalırken diğer yandan, enerji başta olmak üzere üretim girdilerinde maliyetler artıyor.

Sanayicinin su kaygısı

Sanayi üzerinde oluşan tehditlere bir örnek verecek olursam; iklim değişikliğinin neden olduğu kuraklık ve yağış rejimindeki sapmalar sonucu, sanayi için en önemli girdilerden biri olan su kaynakları azalıyor. Öyle ki, tedbir alınmazsa sanayi üretimimiz için gerekli suyu bulamayacağımız günler bizi bekliyor olabilir.”

İklim değişikliğine karşı somut tedbirler almamayı, gelecek nesillere yapılan en büyük haksızlık olarak niteleyen Bahçıvan, sürdürülebilir yaşam için bütünsel bir zihniyet değişiminin zorunlu olduğunu belirterek, “Doğayı önemseyen, verimli ve rekabetçi üretim mutlaka radarımıza girmelidir.” dedi.

iklim-degisikligi-3-gidahatti“Hükümet, sanayici ve tüm taraflara görev düşüyor”

İSO Başkanı Erdal Bahçıvan, hükümetin, sanayiciler ve ilgili tüm aktörlerin alması gereken tedbirlere ilişkin de şunları söyledi:

“Ülkemizin görece yüksek cari açığının en büyük kaynağı enerji ithalatımızdır. Kullandığımız enerjinin sadece dörtte birinin yerli üretimden sağlandığı düşünüldüğünde yerli ve yenilenebilir enerji teşvik edilmelidir.

Sanayimizin de daha düşük enerji yoğun üretim yapması gerekiyor. Teknolojik gelişmeler bu açıdan yeni imkanlar getiriyor. Önümüzdeki yıllarda imalat sektörünü kökten dönüştürecek olan dijital dönüşümün sunduğu nesnelerin interneti, yapay zeka ve büyük veri teknolojileri şüphesiz daha verimli enerji kullanımına olanak verecektir.

Kısaca; bilim ve teknoloji, sanayimizin kaynak ve enerji verimliliğini başarmasında kilit noktadır. Sanayimiz uygun teknoloji ve temiz üretim uygulamaları ile çevresel tehditleri fırsata çevirerek, verimliliğini ve rekabet gücünü geliştirmelidir. Bu anlayış, üretim sürecinin tamamını kapsamalıdır.

Türkiye’de bünyesinde ‘çevre’ adıyla ilk şubeyi kurmuş olan İSO da gururla ifade etmek isterim ki çevre ve iklim konusunda gerekli bilgi ve tecrübeye sahiptir. Bu özelliğe sahip bir oda olarak doğayla barışık, çevreye saygılı bir üretim anlayışını hep savunduk, savunmaya da devam edeceğiz.”

paris-iklim-anlasmasi-gidahatti“İklim değişikliği ile mücadele adil olmalı”

Küresel iklim değişikliği ile mücadelenin Türkiye ve diğer ülkelerin rekabet gücünün korunduğu adil bir çerçevede sürdürülmesi gerektiğini de dile getiren Bahçıvan, şu noktaların altını çizdi:

“ABD’nin, 2015 yılında 193 ülkenin imzaladığı Paris İklim anlaşmasından çekilmesi, hükümetler arasında yeni bir tartışmayı da beraberinde getirdi. ABD, Paris anlaşmasının kendi dezavantajına olduğunu ve diğer ülkelere ekonomik avantaj sağladığını ileri sürüyor. Buna karşın Avrupa ülkeleri, Çin ve Hindistan, anlaşmaya bağlı kalacaklarını açıklayarak, bu konuda daha fazla iş birliğine yöneliyor.

Çin’de 30 bin kişinin yaşayacağı, kendi elektriğini kendi üreten ilk ‘orman kentinin’ inşa edilmesi için hazırlıklar başladı bile.

İngiltere 2025 yılına kadar elektrik üretiminde kademeli olarak tamamen temiz kaynaklara geçme planı yapıyor.

Ancak, uluslararası iklim anlaşmasına karşı dile getirilen eleştirileri de görmezden gelmemeliyiz. Dünyada sadece 25 şirket, küresel sera gazı salınımının yarısından fazlasını; toplam 100 şirket ise gaz salınımının yüzde 71’ini gerçekleştiriyor.

İklim değişikliğinde bütün ülkelerin aynı derecede sorumlu tutulması büyük bir haksızlık olur. Bugüne kadarki tahribattan sorumlu olan gelişmiş ülkelerin, iklim değişikliğini ileri sürerek sadece gelişmekte olan ülkeleri durdurmak istemesi hakkaniyetli bir tutum değildir.”

kutup-ayilari-gidahatti (1)“İklim değişikliği denilince kutup ayıları akla geliyor”

İstanbul Teknik Üniversitesi Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu da internete ‘küresel iklim değişikliği’ yazıldığında kutup ayılarının fotoğrafının çıktığını belirterek, “İklim değişikliği kutup ayıları ve buzullarla gündeme geliyor. Bu yüzden onların problemi gibi bir anlayış var. Öyle değil” diyerek sözlerine başladı.

“Eskiden 150 bin yılda olan bir derecelik ısınma şu anda 150 yılda oluyor” diyen Kadıoğlu, Türkiye’de hangi alanların sanayiye açılması, hangi alanlarda tarım yapılması gerektiği konusunda ciddi bir çalışma yapıldığını söyledi.

Isınmayla birlikte kar yağışının yüzde 15 azaldığını ifade eden Kadıoğlu, “Bizim için kar çok önemli. Kar, adeta bir su deposu oluyor, yeraltı suyunu besliyor” dedi.

mikdat-kadioglu-gidahatti

İTÜ Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu

“Makineler sabitlenmeli”

İstanbul’un sanayi üretiminin yüzde 40’ını karşıladığını belirten Kadıoğlu, olası bir depreme karşı sanayide yer alan makinelerin sabitlenmesi gerektiğini, bunun bir milli güvenlik meselesi olduğunu kaydetti.

Kadıoğlu, “Afet öncesi harcayacağınız 1 TL, size afet sonrası için 4 TL kazandırıyor. Yani afet öncesi önlem için harcamadığınız her 1 TL için 4 TL harcamanız gerekiyor” bilgisini verdi.

Melis Demirci

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir