“Paris’ten sonra tüm sektörlerde radikal dönüşüm olacak”

-
“Paris’ten sonra tüm sektörlerde radikal dönüşüm olacak”

Sürdürülebilir bir dünya için alınacak tedbirlerin hem çevresel hem de ekonomik boyutunun olması, Paris’teki İklim Zirvesi’ni daha bir önemli kılıyor. Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Derneği (SÜT-D) Başkanı Prof. Dr. Etem Karakaya, zirvede ekonomik sistemlerde radikal dönüşümleri zorunlu kılacak kararların alınacağını söyledi.

Prof. Dr. Etem Karakaya SÜT-D BaşkanıParis İklim Zirvesi öncesi hem zirvenin önemi hem de Türkiye’nin sera gazı emisyonlarını çekme sözü ve bunun için atacağı ekonomik adımlarla ilgili açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Karakaya, zirvenin iklim değişikliği müzakereleri arasında bir köşe taşı niteliğinde olacağını söyledi.

İklim değişikliğinin sadece dünya ekosistemini değiştirmekle kalmayıp, aynı zamanda dünya genelinde yoksulluk, gıda arzı güvenliği, iklim göçleri ve savaşları, altyapı, teknoloji, güvenlik ve ekonomi gibi alanlarda da etkilerini gösterdiğini vurgulayan Karakaya, dünyanın geleceğini tehdit eden iklim değişikliği konusunda ülkelerin radikal çevresel ve ekonomik tedbirler alması gerektiğini kaydetti.

“Ülkeler dünyanın geleceği için söz verecek”

Paris İklim Zirvesi’nde sağlanacak küresel anlaşmanın, Kyoto Protokolü anlaşmasından kat kat daha önemli ve çok daha etkili sonuçlar doğuracağını bildiren SÜT-D Başkanı Prof. Dr. Karakaya, sözlerine şöyle devam etti:

“Kyoto Protokolü’nde sera gazı azaltımı yükümlülüğü alan ülkeler sadece gelişmiş ülkelerdi. ABD protokolü imzalamamıştı, en büyük kirletici Çin’in azaltım yükümlülüğü yoktu. Japonya, Kanada ve Rusya daha sonra Kyoto Protokolü’nden çıkmıştı.

Paris İklim Zirvesi öncesi ise 179 ülke Ulusal Katkı Planlarını (INDC) sunmuştur. Yükümlülük hedefi alan bu ülkeler, dünya sera gazı emisyon miktarının yüzde 94 gibi büyük bir sorumluluğa sahiptir. Bu açıdan burada yapılacak anlaşma tüm dünya ülkelerini, ciddi anlamda ilgilendiriyor. Sorumlulukların gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasında şeffaf, adil ve eşitlikçi bir anlayışla paylaştırılması, müzakerenin başarıya ulaşması için kritik önem taşıyor.”

Paris İklim Zirvesi’nin sadece çevresel değil ekonomik yansımalarının da olacağına dikkat çeken Karakaya, ülkelerin artık ekonomik büyüme için öncelikle çevreyi hesaba katması gerektiğinin altını çizdi. Karakaya, “Üretim ve tüketim süreçleri yeniden şekillenecek. Özellikle enerji, sanayi ve ulaştırma sektörü başta olmak üzere tüm ekonomik sistemlerde radikal bir dönüşüm zorunlu olacak. Bu noktada enerji sektöründe fosil yakıtlardan vazgeçip temiz enerji kaynaklarına geçiş yapılacak. Düşük karbon ekonomisine geçişi sağlayacak yatırımlar için gerekli uluslararası ve ulusal iklim finansmanı fonlarının hangi mekanizmalar üzerinde kurulacağı da zirvenin temel tartışma konularından biri olacak” dedi.

Türkiye’nin zirveye uzun zamandır hazırlandığını belirten Karakaya, şunları kaydetti:

“Türkiye Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı için ‘Ulusal Düzeyde Belirlenmiş Katkı Niyeti’ planını sundu. Bu Türkiye açısından oldukça önemlidir, çünkü ilk defa Müzakereler bağlamında sorumluluk almaktadır. Bu Plana göre 2030’da Türkiye’nin toplam sera gazı emisyonlarının 1.175 milyon ton CO2 eşdeğerine ulaşacağı öngörülüyor ve uygulanması düşünülen tedbirler aracılığıyla bu rakamın 929 milyon tona düşürülmesi hedefleniyor. Türkiye’nin mevcut enerji yapısı, yenilenebilir enerji potansiyeli ve ekonomik yapısındaki gerekli dönüşümleri sağlaması durumunda belirtmiş olduğu hedeften daha fazla emisyon azaltım gerçekleştirme kapasitesi vardır. Paris sonrası değerlendirme sürecinde Türkiye’nin daha iddialı azaltım hedefi alabileceğini söyleyebiliriz. Bu süreç haliyle ülkemizde de iklim değişikliği ve sürdürülebilirlik konusunda ciddi bir farkındalık yaratacaktır.”

GIDAHATTI DERGİSİNİ ÜCRETSİZ İNDİRİN

android Apple

Melis Demirci

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir