Kötü Beslenme Küresel Öncelik Olmalı

-
Kötü Beslenme Küresel Öncelik Olmalı

Beslenme programları ve müdahaleleri bir başlangıç noktası olabilir, ancak dünyanın az ve kötü beslenme sorununu yenmek için gereken şey tüm tarafların katılımıdır. Toplumun üyeleri beslenmenin önemini daha iyi anlamalı, kamu bunu desteklemeli, özel sektör ise daha fazla bireye fayda sağlamak üzere uzun vadeli sürdürülebilir çözümler üretmelidir.

Amerika’da kurulan Vitamin Melekleri adlı sivil toplum örgütünün sözcüsü, çalıştıkları ülkelerin beslenme ve kültürel çerçevesini anlamanın kendileri için çok önemli olduğunu belirtmekte.

Vitamin Melekleri, mikrobesinlerin dağıtım programını tasarlayan, işleten, yöneten ve tüm dağıtım masraflarını karşılamayı kabul eden yerel partnerlerle çalışmakta. Bu yapılanmaların kurulması mikrobesin tedarik ve dağıtım sistemlerinin sürdürülebilir olmasını sağlamakta.

Vitamin Melekleri sadece mevcut ulusal sağlık hizmetlerini tamamlayan ve bunlarla koordineli çalışan girişimleri desteklemekte. Partnerlerinin bölgede yaşayan topluluk hakkındaki bilgileri sağlık hizmetlerindeki açıkları tespit ederek doldurmalarını sağlamakta. Bu da vitaminlerin onlara en çok ihtiyaç duyan kadın ve çocuklara ulaşmasını garantilemekte.

Vitamin Melekleri, dünyaya temel besin öğelerini ulaştırma hedefini vitamin takviyeleri yolu ile gerçekleştirmekte. Uyguladıkları projeler A vitamini eksikliği nedeniyle oluşan körlük ile D vitamini ve kalsiyum eksikliği nedeniyle oluşan raşitizmi engelleyerek milyonlarca çocuğa yardımcı olmuş durumda.

Özel sektörün rolü

Organizasyonlar topluluk üyelerini beslenme programlarına katılmaya ikna etmek için öncelikle onlara ulaşmak zorundalar. Ancak beslenme yardımlarını gitmesi gerektiği yere ulaştıracak lojistik organizasyonu kurmak kolay değil. Burada özel sektör önemli bir rol oynuyor.

Londra’daki Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı (WFP) başkanı Greg Barrow da bu görüşü taşıyor. WFP’nin çalışmalarında özel sektörle işbirliği yapma konusunda dünya lideri olduğunu söyleyen Barrow, mümkün olan durumlarda zenginleştirilmiş gıda üretimini yerele kaydırdıklarını, mümkün olduğunca yerel kaynakları satın aldıklarını, böylelikle uygun ve güvenilir kaynağın her zaman bulunmasını garantilediklerini belirtiyor. Barrow şunları söylüyor: “İyi beslenme sağlamak için özel sektörün desteğine güveniyoruz. DSM gibi yerel ve bölgesel tedarik zinciri konularında uzman firmalarla kamu-özel sektör ortaklığı yapmanın değeri çok yüksek.”

Gıda bileşenleri devi DSM ve WFP gelişmekte olan dünyadaki açlık ve kötü beslenmeyle savaşta 2007 yılından beri işbirliği içerisinde. DSM’in Görme ve Hayat (Sight and Life) girişimi çerçevesinde WFP ile kurduğu ortaklık; Nepal, Kenya, Bangladeş ve Afganistan gibi birçok ülkede temel vitaminler, besin öğeleri ve zenginleştirilmiş pirinç yolu ile insanların sofrasına uzandı.

Geniş ölçekli zenginleştirme programlarına ek olarak iki kuruluş ortaklıklarını 2018’e kadar uzatma kararı aldı. Ortaklıktan faydalananların sayısı okul beslenme programlarında yer alan 6,1 milyon çocuk da dahil 25,1 milyon kişiye ulaşarak 2015 için belirlenen hedefi geçti.

Devlet desteği

Kötü beslenme ile mücadelede eksik olan diğer parça da dünya çapında hükümetlerin birer adım atarak 2015 için belirlenen Milenyum Kalkınma Hedefleri ya da Dünya Sağlık Meclisi’nin 2025 hedefleri ne ulaşmaya çalışmalarıdır.

Bunların yanında Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) ve Dünya Sağlık Örgütü (WHO) 2014’te Roma’da yapılan 2’nci Uluslararası Beslenme Konferansı’nda küresel gıda ve beslenme sistemlerinin geliştirilmesine yönelik bir eylem planı çerçevesinin bir bölümü olarak 60 maddelik bir plan ortaya koymuştur.

Bu hedefler ve eylem maddeleri beslenmeyi sadece bir sağlıkla değil, toplum ve kalkınma ile de ilgili ortak bir problem olarak tanımlamaktadır. Hayırseverlerin ve devletlerin sağladığı katılım seviyesinin beslenme müdahaleleri üzerinde ciddi bir etkisi vardır. WFP ve DSM bu nedenle hükümetleri, sivil toplumu, Birleşmiş Milletler’i, hayırseverleri ve araştırmacıları az ve kötü beslenme sorununu çözmek üzere bir araya getiren bir girişim olan Beslenmeyi Büyütme (Scaling Up Nutrition, SUN) hareketinin birer parçası olmuşlardır.

SUN hareketi sayesinde ülkeler doğru politikaları ortaya koyacak, ortak beslenme hedeflerini içeren programları devreye sokmak üzere partnerlerle işbirliği yapacak, kaynakları beslenme kalitesini artıracak şekilde yönlendirecektir.

Greg Barrow bazı ülkelerde programların başarısı için hükümetler ve bakanlarla çalışmaları gerektiğini, ortaya koyulan hedeflere ancak hükümet politikaları ile paralel hareket edilirse ulaşılabileceğini söylüyor.

Barrow, hükümetler, devlet daireleri, kanaat önderleri ve özel sektör tarafından desteklenen genele yönelik ve işbirlikçi bir yaklaşımın büyük oranda etkili olacağının altını çiziyor.

Melis Demirci

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir