İşte Türkiye’nin sağlık karnesi…

-
İşte Türkiye'nin sağlık karnesi...

Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) sağlıklı beslenme ve hareketli yaşam noktasındaki çalışmalarını sürdürüyor. 63 ülkede yetişkin kadın ve erkekleri incelendiğini belirten DSÖ Türkiye Temsilcisi Dr. Pavel Ursu, hareketsizliğin obezite, birçok kanserin türü, kardiyovasküler sistem bozukluklarına neden olduğunu bildirdi. Dr. Pavel Ursu, hükümetlerin 2025 yılına kadar obeziteyi ciddi oranda azaltacaklarını beyan ettiklerini ve Türkiye’nin de bu politikaları uygulayan önemli ülkelerden biri olduğuna dikkat çekti.

Türkiye Sağlıklı Beslenme ve Hareketli Hayat Programı Değerlendirme Toplantısında konuşan Dr. Pavel Ursu, “DSÖ’nün incelediği 63 dünya ülkesinde yetişkin erkek ve kadınlarda obezite oranı %50, çocuklarda ise giderek yaygınlaşmaktadır. Türkiye’de de durum aynıdır. Hareketsizlik; obezite, kanserin birçok türü, kardiyovasküler sistem bozukluklarına neden oldukları için oldukça riskli. Bu hastalıklarla mücadele etmek için Avrupa ülkeleri, politikalarımızı, kılavuzlarımızı takip ediyor ve eylem planlarını bu politikalara göre belirliyor. Hükümetler 2025 yılına kadar obeziteyi ciddi oranda azaltacaklarını beyan ettiler. Türkiye de bu politikaları uygulayan önemli ülkelerden biri.” Dedi.

dso-turkiye-gidahatti

“Kamu ve özel sektör paydaşlarımızın da konuya olan ilgisi artıyor”

Çocukluktan itibaren fiziksel aktivitelerin azalmasının, yetersiz ve sağlıksız beslenmenin insan ömrünü önemli ölçüde azalttığını vurgulayan Halk Sağlığı Kurumu Başkanı İrfan Şencan, obezitenin engellenmesiyle, diyabet, kardiyovasküler sistem bozuklukları ve kanser gibi hastalıkların da engellenebileceğine işaret etti. Tuz azaltımının, KOAH için GARD çalışmaları, Hareketli Yaşam programları, tütün ve tütün ürünlerine karşı yapılan çalışmalar arasında olduğuna değinen Şencan, “Bu sorunlar sadece Türkiye’nin sorunları değildir. Pilot iller olarak belirlediğimiz Konya, Afyon ve Eskişehir’de DSÖ’nün yaptığı değerlendirmeler bizi bir adım öteye götürecektir. Bu değerlendirmeler kendimizi revize etme imkanı sağlarken, kamu ve özel sektör paydaşlarımızın da konuya olan ilgisini arttırıyor.” Diye konuştu.

Anne sütü anneleri kanser ve diyabetten koruyor!

dso-turkiye-2-gidahatti

Türkiye’nin artıları ve gelişime açık alanları değerlendirmesi

Joan Breda liderliğinde Sanja Music-Milanovic, Toker Ergüder, Thomas Dorner, Jo Jewel, Mike Rayner, Sara Simpson, Stephen Whiting’den oluşan Dünya Sağlık Örgütü Avrupa ofisi ekibinin Konya, Afyon, Eskişehir ve Ankara’da yaptıkları değerlendirmeler sonucunda Türkiye’nin artıları ve gelişime açık alanları şu şekilde sıralandı:

dso-turkiye-4-gidahatti

  • Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın tüketici dostu etiketleme konusunda üzerinde çalıştığı taslağın yanı sıra trans yağların gıda sanayisinde sınırlandırılması projesi ve sağlık bildirimleri için besin profili çıkarılması, Türkiye’nin artıları olarak belirlendi. Türkiye’de ürün ön yüzünde etiket bilgilerinin yer alması zorunlu tutulduğunda ise Avrupa’da bunu yapan üçüncü ülke olarak tarihe geçme fırsatını yakalayacağı belirtildi.
  • Okul beslenme politikaları konusunda, kantinlerde satılacak gıdalara yönelik çalışmalar(okul sütü, kuru üzüm) olumlu birer gelişme olarak belirlendi.
  • Tuz azaltma girişimleri konusunda, ekmekteki tuzun 1,5 gramda tutulması ve 1,25 grama indirilmesinin planlanması, girişimin zeytin, peynir, salçayı da kapsaması, gelecek düzenlemede baharatların da kapsanacak olması olumlu gelişmeler olarak bildirildi. Türkiye’deki tüm gıda sektöründe DSÖ hedeflerine ulaşılması için yeni sınırlar belirlenmesi, tuz azaltımının birincil sağlık hizmeti düzeyinde yapılması gerektiğine işaret edildi.
  • Bebek ve çocuk gıdaları için DSÖ tavsiyeleri ile uyumlu yasal sınırlar getirilmesi tavsiye edildi.
  • Emzirme teşvik, koruma politikaları ve erken yaşlarda beslenme (anne beslenmesi dahil) konularında, emzirmenin yaygınlaştırılması, bebek dostu hastanelerin ihtiyacı karşılaması ve hamilelik sınıflarının oluşturulmuş olması artılar olarak sıralandı. 2025’e kadar en az 6 aya kadar emzirme süresinin uzatılarak DSÖ hedeflerine ulaşılması, mevzuatın güçlendirilerek anne sütü muadili ürünler hakkında uluslararası yasalara uyumun denetlenmesi, hamilelik sırasında beslenme konusunda kılavuz oluşturulması, hamilelik sınıflarındaki materyalin son bilimsel bilgilerle paralel olacak şekilde güncel tutulması ve kapsamın programa katılması ihtimali en düşük kadınları da içerecek şekilde genişletilmesi ise gelen bir diğer öneri oldu.
  • Yiyecek ve içecek pazarlama kısıtlamaları konusunda, TV ve radyo yayın düzenlemesinin yürürlüğe girmesini destekleyecek bir besin profili çalışmasının yapılmış olması bir kazanç olarak belirlenirken, yapılan çalışmanın tüm medyayı kapsayacak şekilde genişletilmesi, çocuk programı tanımlarının iyi yapılmasının garantilenmesi ve çocuklara gıdaların pazarlanmasını izleyecek özel bir mekanizma geliştirilmesi tavsiye edildi.
  • Sağlıklı gıdalara erişim (fiyat, kaliteli ürünlerin yer aldığı marketlere erişim) konusunda, Türkiye’nin meyve, sebze ve kuruyemiş üretiminde önde gelmesinin bir fırsat olduğu belirtilerek, belirli nüfus grupların yer aldığı bölgelerde sağlıklı gıdalara erişim sorunu olup olmadığının belirlenmesinin gelişmeye açık olduğu tespit edildi.
  • Türkiye’nin fiziksel aktivite kılavuzları olmasının iyi bir ilerleme olduğu kaydedilirken, 150 dakika fiziksel aktivite tanımının özellikle de yoğunluk açısından daha detaylı hale getirilmesi, daha geniş bir kitleye dağılımı önerildi.
  • Aktif seyahatin teşviki ve şehirleşmiş alanın bisiklet ve yaya trafiğine uygun hale getirilmesi konusunda, bisiklet dağıtma programı ve bununla gelen bisiklet yolu geliştirme çalışmaları olumlu artılar olarak değerlendirildi.
Yetersiz sıhhi koşullar ve yetersiz beslenme milyonlarca çocuğu tehdit ediyor

GIDAHATTI DERGİSİNİ ÜCRETSİZ İNDİRİN

android Apple

Melis Demirci

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir