Gıdada ‘fast-fine’ akımı!

-

Sağlıklı yaşam talebi, gıdada yeni iş modelleri yaratıyor. En tazesi: ‘Fastfine’ restoranlar. Yani Fast-food ve Fine-dining restoranların bir karışımı. Siparişler tek tıkla iPad üzerinden veriliyor, hızlı yemek alıyorsun vee oturmana izin var. Ayrıca menü modern ve sağlıklı yemeklerden oluşuyor.

Gıdada yeni yükselen bir eğilim var. Buna ‘fast-fine’ deniliyor. Endüstride ‘fast- casual’ terimi de kullanılıyor bu trendi anlatırken. Nedir bu? Fast-food yemekten yani hızlı, ayaküstü yemekten farkı ne? Bu yeni eğilim; ‘fast-food’ ile ‘fine-dining’ restoranların (bir tür aristokrat düzeninin hâkim olduğu, sessiz, sakin, işinin uzmanı garsonların, iyi düzenlenmiş masalara servis yaptığı restoranlar) bir karışımı. Bir ara kademe.

Fast-fine restoranlarda siparişinizi iPad üzerinden veriyorsunuz, yemeğiniz ‘güzelce düzenlenmiş’ masanıza getiriliyor, hızlı servis alıyorsunuz ama ‘sağlıklı’ yemek yiyorsunuz. Aslında şaşırtıcı değil. İnsanların ‘daha iyi yaşam’ talebi, yemeğin ‘sağlıklı’ ve ‘iyi’ olmasını istemeleri; yani yiyip içtiklerinin nerede ve nasıl üretildiğini merak etmeleri sektörleri değişime zorluyor. Bu değişim de gıdada bir nevi zincirleri kırıyor.

Kuşakları buluşturuyor

The Wall Street Journal’da tam da bu yeni konseptin anlatıldığı bir makale yayınlandı. Makalede imzası olan Jane Black, yazısında; fast-fine restoranlarda üst düzey mutfakların minimal servis anlayışı ve erişilebilir fiyatlarla birleştiğini belirtmiş. Diyor ki, “Bu yeni konseptte X ve Z kuşakları buluşuyor.”

Biliyorsunuz X nesli, 1965-1979 arası doğanlara deniyor. Bu nesil iş yaşamlarına çalışma saatlerine uyan, sabırlı, yaşamak için çalışan bir nesil. Z nesli ise 2000 yılı ve sonrası doğanlar. Şu an en büyüğü 17 yaşında. İnternet dünyasına doğdular. Mobil teknolojiyi yoğun olarak kullanıyorlar. Onların oyuncakları iPad’ler, tabletler… Bunlar ellerinden düşmüyor, böyle sosyalleşiyorlar.

Tabii, bu iki kuşağın farklı özellikleri beslenme alışkanlıklarına da yansıyor. Fast-fine restoranlar bu iki kuşağı buluşturan yerler. Siparişinizi, ‘Tabii ki bayım!’ diyerek alan eğitimli garsonlar, üst düzey mutfaklar ve iyi servis X kuşağını temsil ediyor. İpad ile sipariş vermek, modern, sağlıklı ama hızlı yemek talebi ise Z kuşağını yakalıyor.

Birkaç gün düzgün ‘yemek’

The Wall Street Journal’daki makalede fast-fine restoran deneyimlerine de yer veriliyor. Biri ilginç ve tam olarak fast-fine’ları şöyle tanımlıyor: “Benim hayatım gün içinde uzun süre bir restoranda oturabileceğim türden değil. Bu da haftada sadece birkaç gün düzgün yiyebildiğim anlamına geliyor. Diğer günler salata, burger veya taco. Yani çok fazla oyalanmadan kaliteli yemekler yiyebileceğiniz bir restoran konsepti gerekiyordu, bu da oldu.”

McDonald’s ile Eleven Madison karması bir yemek düşünün…

FAST-FOOD
Yemeği alıyor ve gidiyorsunuz. Uygun fiyatlarda hamburger, kızartılmış tavuklar… Kalabalık müşteri kitleleri var. Taco Bell, McDonald’s ya da KFC’leri düşünün…

FAST-FINE
İpad ile sipariş alınıyor. Yemeğinizi garson getiriyor, masalar iyi düzenlenmiş oluyor. Menüler modern, sağlıklı yemeklerden oluşuyor.

FAST-DINING
Bu restoranlarda yazılı olmayan kıyafet kuralları vardır, genellikle resmi giyinilir. Eğitimli garsonları, hatta şarap garsonları vardır, servis bir sanat olarak algılanır. Üst düzey gurme yemekler servis edilir. NewYork’taki Eleven Madison gibi…

www.dunya.com

Melis Demirci

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir