Gıda kaynaklı salgınlar ve Listeria monocytogenes infeksiyonları

-
Gıda kaynaklı salgınlar ve Listeria monocytogenes infeksiyonları

Son günlerde tavukta varlığı ile gündeme gelen Listeria monocytogenes, gıda ile bulaşabilme riski taşıyan birçok mikroorganizmadan yalnızca bir tanesi. Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi’nin (EFSA) yayımlamış olduğu son raporda L. monocytogenes gıda kaynaklı salgınlar arasında beşinci sırada yer almaktadır.

Prof. Dr. Ufuk Tansel Şireli

Ankara üniversitesi Gıda Güvenliği Enstitüsü

Listeria monocytogenes, insanlar ve hayvanlar için patojen olduğu uzun yıllardır bilinen bir bakteridir. Etken, doğada, özellikle toprakta ve çevrede yaygın olarak bulunmakta böylece gıdalara bulaşabilmektedir.

bakteri-gidahatti

Son günlerde tavukta varlığı ile gündeme gelmiş olsa da, L. monocytogenes gıda ile bulaşabilme riski taşıyan birçok mikroorganizmadan yalnızca bir tanesidir. Ayrıca bu etkenin gıda kaynaklı infeksiyonlar arasında görülme sıklığı düşüktür.

İnsanlara L. monocytogenes geçişinde gıdalar önemli rol oynamaktadır. Gıda kaynaklı ilk salgın 1953 yılında L. monocytogenes içeren süt tüketimi sonucu şekillenmiştir. Birçok gıdanın bu etken yönünden risk taşıdığı bilinmektedir. Yapılan çalışmalarda L. monocytogenes’e en çok tüketime hazır gıdalarda rastlanmakta, peynir, çiğ ve pastörize süt, kıyma ve sebzelerin bu etkenle çeşitli düzeylerde kontamine olduğu bildirilmektedir.

Gıda kaynaklı salgınlar arasında beşinci sırada

Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi’nin (EFSA) yayımlamış olduğu son raporda L. monocytogenes gıda kaynaklı salgınlar arasında beşinci sırada yer almaktadır. Aynı raporda Avrupa’da meydana gelen 13 gıda kaynaklı L. monocytogenes salgınına neden olan ürünlerin başında tüketime hazır deniz ürünlerinin geldiği, bunu yumuşak peynirlerin takip ettiği bildirilmektedir. EFSA gıdalarda L. monocytogenes düzeyini de araştırmış, tüketime hazır yumuşak peynirlerde yüzde 2,4, kırmızı ette yüzde 2,3, tavuk etinde yüzde 1,6, tüketime hazır balık etinde ise yüzde 10,8 oranında etkene rastlandığını rapor etmiştir.

AB, ambalajlardaki bisfenol-A mevzuatını tartışıyor

tavuk-eti-gidahatti

Amerika’da, 2016 yılı içerisinde 3 tane gıda kaynaklı L. monocytogenes salgının yaşandığı bildirilmektedir. Bu salgınlara neden olan gıdalar donmuş sebze, çiğ süt ve salata olarak tespit edilmiştir. Toplamda 29 kişinin etkilendiği, çok eyaletli bu üç farklı salgın sonrasında ürünler geri çağırılmıştır. Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi’nin (CDC) son raporlarında, ABD’deki gıda kaynaklı salgınlar arasında L. monocytogenes 7. sırada yer aldığı görülmektedir. Son yıllarda meydana gelen salgınlardan sıklıkla yumuşak peynirlerin sorumlu olduğu bildirilmektedir.

Yapılan çalışmalarda sağlıklı insanlarda L. monocytogenes infeksiyonlarına rastlanma sıklığının düşük olduğu görülmektedir. Etken daha çok yaşlı, çocuk, yeni doğan, hamile ve immun sistemi baskılanmış bireylerde ciddi semptomlarla seyretme, bazen bu tip vakalarda ölümle sonuçlanmaktadır. İnfeksiyonda mide-barsak sisteminde diyare, bulantı ve kusma gibi belirtiler yanında, merkezi sinir sistemini etkileyen veya hamilelerde düşüklere neden olan semptomlar da ortaya çıkabilmektedir.

EFSA metodolojik yaklaşımını iyileştiriyor

Hastalığın insanlarda 5 formu bulunmaktadır. Akut septik formu yeni doğan listeriozu olarak bilinmekte, glandular formu lenfadenite neden olmaktadır. Lokal formda, deri listeriozu ve konjuktivit şekillenmektedir. L. monocytogenes infeksiyonlarında en önemli formlardan bir tanesi de merkezi sinir sistemi formudur ki bunda menenjit, ensefalit gibi ciddi semptomlar açığa çıkmaktadır. Hastalık kronik formunda endokarditlere neden olabilmektedir.

Semptomların oluşabilmesi için gıda ile alınan mikroorganizma sayısı önemlidir. Bu seviye yaklaşık 105 kob/g olarak kabul edilmektedir. Ancak etkenin buzdolabı sıcaklıklarında canlılığını sürdürebilmesi, ısı işlemi görmeyen ve buzdolabında uzun süre muhafaza edilen tüketime hazır gıdalarda çoğalma riskini arttırmaktadır.

tavukculuk-gidahatti

L. monocytogenes infeksiyonlarından korunma, çiftlikten sofraya kadar birçok aşamayı kapsamaktadır. Kaliteli yemle beslenen, sağlıklı hayvanlardan, uygun teknolojik ve hijyenik şartlarda elde edilen et, süt ve ürünleri bu etken yönünden minimum risk taşımaktadır. Gıda işletmelerinde gerekli kurallara uyulması yine bu etkenle sonradan oluşabilecek bulaşmaların önüne geçilmesini sağlamaktadır.

Tüketicilerin de konu ile ilgili doğru bilgilendirilmeleri, gıdaların pişirilmesinde merkezi sıcaklık derecesinin en az 72 olmasına dikkat etmeleri ve soğuk muhafazayı maksimum 4°C de yapmaları oldukça önemlidir. Gıdaların raf ömrü dolmadan tüketilmelerine özen gösterilmelidir.

Prof. Dr. Ufuk Tansel Şireli

GIDAHATTI DERGİSİNİ ÜCRETSİZ İNDİRİN

android Apple

Melis Demirci

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir