Gıda güvenliği buluşması İstanbul’da başladı

-
Gıda güvenliği buluşması İstanbul’da başladı

Gıda Güvenliği Derneği tarafından düzenlenen, ülkemizden ve dünyadan gıda sektörünün paydaşlarını ve uzmanlarını bir araya getiren 6. Gıda Güvenliği Kongresi, İstanbul’da başladı. İki gün sürecek kongrede, 20 yabancı ve 48 yerli konuşmacı, 3 paralel programda gerçekleştirilecek 18 oturumda sunumlarını gerçekleştirecekler.

Ülkemizde ve bölgemizde ana teması sadece gıda güvenliği olan tek kongre olma özelliği taşıyan 6. Gıda Güvenliği Kongresi, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ve Uluslararası Gıda Koruma Birliği’nin (IAFP) yanı sıra 9 paydaş ve 22 destekleyen kurumla gerçekleştiriliyor.

Kongre, ilk gün düzenlenen basın toplantısında, Kongre Başkanı Samim Saner’in genel bilgilendirmesi ile başladı. Kongre Düzenleme Kurulu Üyelerinden Prof. Dr. Ali Esat Karakaya “Riskten ne anlıyoruz? Güvenli Gıda İçin Bilim”, Prof. Dr. Murat Yıldırım “Güvenli gıda konusunda güvenli bilgi”, Prof. Dr. Barbaros Özer “iklim değişikliği gıda güvenliğini nasıl etkileyebilir?”, Samim Saner “Gıda Güvenliği’nde Dijitalleşme” konularında bilgiler verdiler.

“Sıfır risk taşıyan herhangi bir gıda yok”

Yapılan bilgilendirmede, gıdaların tarladan/çiftlikten çatala kadar olan süreçte sağlık riski yaratabilecek binlerce etkenle etkileşmeye açık olduğunun altı çizildi. Uzmanların konuya ilişkin açıklamaları şöyle:

“Bunlara ek olarak gıdaların doğal yapılarında da sağlık riski taşıyabilen unsurlar vardır. Yaşamın her alanında sıfır risk olmadığı gibi gıda risklerini de sıfıra indirmek mümkün değildir. Kendi yetiştirdiklerimiz, evimizde hazırladıklarımız da dahil olmak üzere, yeryüzünde sıfır risk taşıyan herhangi bir gıda mevcut değildir. Mikrobiyolojik bulaşanlar ve sayıları binleri aşan kimyasal kirleticiler, mikotoksinler, gıdaya yansıyan çevre kirleticileri, işlem bulaşanları, tarım ilacı kalıntıları bu risk etkenlerinin başında gelmektedir.

İnsan sağlığı açısından temel hedef bu riskleri tanımak, bağımsız bilim insanlarından oluşan kurullarca değerlendirilmesini sağlamak ve bu değerlendirmeler ışığında yasal düzenlemeler ve denetimler yaparak riski yönetmektir.

Bilim odaklı düzenlemeler

Gıda güvenliğinde riskler ancak bilim odaklı yasal düzenlemelerle yönetilebilirler. Gıda güvenliğinin etkin sürdürebilmesi denetimin dayanağı olan bilgilerin güvenli kaynaklardan sağlanmasına bağımlıdır. Risklerin değerlendirmesi ve yönetimi çok sayıda uzmanlık alanını ilgilendiren bir konudur. Denetime dayanak olan yasal düzenlemelerin temeli olan araştırmaların bağımsız kuruluşlarca yapılıyor olması bu açıdan oldukça önemlidir. Dünyada bu araştırmaları küresel düzeyde WHO (Dünya Sağlık Örgütü) ve FAO (Birleşmiş Milletler Gıda Tarım Örgütü)’nün birleşik uzmanlar komitesi olan JECFA, Avrupa Birliği’nde Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi EFSA ve ülkemizde de oluşturulan bilimsel kurullar yapmaktadır.

Ülkemizde gıda güvenliğine ilgili yasal düzenlemelerin çoğu gelişmiş ülkeler ve AB ile uyumludur ve bilimsel – teknolojik gelişmelere bağlı olarak gün geçtikte iyileştirilmektedir. Günümüzde bilimin ulaştığı düzey, bir yandan gıda risklerini tüm boyutları ile ortaya çıkartırken, diğer yandan da insan sağlığını koruma amaçlı olarak geliştirilen düzenlemelerle gıdaların yönetilme imkanını yaratmıştır. Ülkemizdeki gıda mevzuatı bu güvenilir kaynaklardan sağlanan bilgilerin desteğiyle oluşturulan düzenlemeler üzerine kuruludur.

“Trafik ışıkları yerine, kimin kırmızı ışıkta geçtiğine bakılmalı”

Bu düzenlemelerin uygulanması ölçüsünde de riskler minimize edilir ve kabul edilebilir düzeye indirilir. Yoğunlaşmamız gereken en önemli nokta bu düzenlemelerin etkin olarak uygulanıyor olduğunu takip ve kontrol etmek, bu konuda farkındalığımızı arttırmaktır. Diğer bir ifadeyle gıda güvenliği açısından trafik ışıklarının rengini tartışmak yerine, kırmızı ışıkta kimin geçtiğini saptamaya odaklanmak doğru olandır.

Riskler yönünden yukarıda sayılan özellikler ve vazgeçilmez oluşları gıdaları, bu konuda uzman olmayanların bilim dışı iddialarına ve spekülasyonlara açık hale getirmektedir. Ülkemizde var olan bilimsel kurulların riskin iletişimi konusunda görevli olmamaları, bunun yanı sıra bilim kuruluşları ve konu ile ilgili kamu kuruluşlarının da öne sürülen iddia ne kadar bilim dışı hatta ne kadar akıl dışı olursa olsun doğruyu açıklamak yerine sessiz kalmayı tercih etmeleri, iddialara inanan tüketicilerin sayısını arttırmaktadır. Toplumun dikkatinin gerçek riskler yerine spekülatif konulara yönlendirilmesi sonuçta toplum sağlığına zarar vermektedir.

“Tartışmalar bilim ekseninde olmalı”

Her konu olduğu gibi gıda güvenliği de her ortamda tartışılacaktır. Ancak bu tartışmalardan toplum sağlığı yönünden yararlı bir sonuç çıkartılmak istenirse tartışmaların bilim ekseninde olması gerekmektedir.

Bilimde ve teknolojide yaşanan gelişmeler ve içinde bulunduğumuz zamanın kendine has özellikleri nedeni ile yeni yeni riskler tespit edilmekte, diğer yandan risklerin yönetilmesinde de yeni yeni yöntemler kullanılmaktadır.

Gıda güvenliği ile ilgili riskler ile ilgili çalışmalarda artık küresel iklim değişikliğinin de önemli bir etmen olduğu dikkate alınmalıdır. Yaşanmakta olan küresel iklim değişikliğinin gıda zincirinin birçok noktasında yeni gıda güvenliği tehditlerinin ortaya çıkmasına neden olacağı öngörülmektedir. Küresel iklim değişikliği temelli gıda güvenliği tehditlerinin ortaya çıkmasında etkili olabileceği düşünülen birçok parametre bulunmaktadır. Bunlar; sıcaklık ve yağış rejimindeki değişimler, aşırı hava olaylarının sıklık ve şiddetinde artışlar, okyanus sıcaklığında artış ve asidifikasyon ve kontaminantların bulaşı yollarındaki değişimler şeklinde sıralanabilir. İklimsel faktörler mikrobiyolojik risk unsurlarının kaynaklarının ve bulaşı yollarının farklılaşmasına neden olabilecektir. Ayrıca, iklim değişimine paralel paraziter hastalıklarda da artış beklenmektedir. İklim değişikliği sonucu ortaya çıkması olası yeni bitki zararlıları ile mücadelede stratejilerin değiştirilmesi de gerekebilecektir. Tüm bu olası değişimlerin önceden tahmini ve iklim değişikliği ile ilişkili farklı senaryolar karşısında alınması gereken önlemler konusunda hazırlıklı olunması gerekmektedir.

Gıda güvenliğinde dijitalleşme

Gıda güvenliğinin sağlanmasına yönelik kullanılan teknik ve yöntemler çağlar boyunca pek çok aşamadan geçmiştir. İçinde bulunduğumuz dijital çağda, artık gıda güvenliğinde de dijitalleşmeden söz edilmektedir.

Gıda güvenliğinde dijitalleşme; bilişim teknolojilerini kullanarak hem mevcut gıda güvenliği uygulamalarını farklı iş modelleri üzerinden çok daha hızlı, verimli ve ekonomik olarak yapabilmeyi, hem de mevcut organizasyonların kapasitesi içinde çözülemeyen sorunlara bazı yeni çözümler üretmeyi hedeflemektedir.

Ana hedef; gıda güvenliğinin sağlanmasında kullanılan doğrudan ve dolaylı her türlü ölçüm sonucunun oluşturduğu ve büyük veri denilen devasa verinin verimli bir şekilde kullanılabilir bir bilgiye dönüşümünü sağlamak ve de buradan pratikte uygulanabilir sonuçlar çıkarmak ve hatta kararlar verebilmektir. Bu amaçla sinir ağları, blockchain ve hatta yapay zeka ile makine öğrenmesi gibi yüksek teknolojiler de gıda güvenliğinde kullanılmaya başlamıştır.

Gıdaların üretimi, gıda güvenliği tüm diğer alanlarda olduğu gibi bilimsel gelişmelerle daha olumlu noktalara varan; bilimle iç içe bir alandır.”

Melis Demirci

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir