Gıda fiyatlarındaki düşüş ve ‘gıda güvenliği’

-

Metin-ERCAN-2

Metin ERCAN

Dünyada gıda fiyatlarında düşüş trendi küresel ölçekte gıda güvenliğine olumlu etki ediyor, ancak ülkeler arasındaki gıda güvenliği performansı önemli ölçülerde farklılıklar sergiliyor.

Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), beş önemli gıda grubunun uluslararası fiyatlarından yola çıkarak ‘Gıda Fiyatları Endeksi’ni (Food Price Index, FPI) hesaplıyor. Bu endeks gıda grupları olarak, tahıl, et, süt ürünleri, bitkisel yağlar ve şekeri kapsıyor. FAO’nun Perşembe günü yayımladığı bir bültene göre, FPI 2008 Aralık ayından beri en hızlı aylık düşüşü sergiledi. ABD doları bazında hesaplanan ve Mayıs 2009’da 160,6 değerinde olan endeks, Şubat 2011’de 240,1 seviyesine kadar yükselmişti. Endeks, Mayıs 2009’dan yaklaşık 6,5 sene sonra 155,7 seviyesine geriledi yani son 6,5 senenin en düşük seviyesine geldi. FAO’ya göre; gıda ürünleri üretimindeki yükselme, gıda üretiminin önemli bir girdi kalemi olan enerji fiyatlarındaki düşüş ve Çin ekonomisindeki yavaşlamanın talebi düşürmesi sonucunda gıda fiyatlarında gerileme gözlemlendi. ABD doları enflasyonu arındırılarak bakıldığında, 116,9 olarak hesaplanan endeks en son 2007 yılında bugünkü ‘reel’ seviyelerdeydi. Et haricindeki ürün grupları son aylarda hızlı bir düşüş sergiliyor. Enflasyondan arındırılmış süt, tahıl, yağ ve şeker fiyat endekslerinin her biri son 6,5 ila 9 sene arasındaki en düşük düzeyine inmiş durumda. Et fiyatları ise Haziran ayında Ağustos 2010’dan beri en düşük seviyesine geldikten sonra kısmen yükseliş gösteriyor. Gıda fiyatlarında gözlemlenen düşüş seyri, dünyada ‘gıda güvenliği’yle ilgili uzun vadede sağlanan olumlu gelişmelere paralellik gösteriyor.

BİNYIL KALKINMA HEDEFLERİ VE ‘GIDA GÜVENLİĞİ’

Dünyada yeterli beslenemeyen insan sayısının azaltılması, 2000 yılında Birleşmiş Milletler’in ‘Binyıl Zirvesi’nde (Millenium Summit) belirlemiş olduğu ‘Binyıl Kalkınma Hedefleri’ (Millenium Development Goals, MDG) arasında yer alıyor. MDG çerçevesinde, 1990 yılına göre yetersiz beslenen nüfusun toplam nüfus içindeki payının 2015 yılı itibariyle yarıya indirilmesi hedeflenmişti. FAO’nun 2015 yılında yayımladığı ‘Dünyada Gıda Güvensizliğinin Son Durumu’ (The State of Food Insecurity in the World) raporuna göre, dünyada 795 milyon yetersiz beslenen insan bulunuyor. Bu sayı halen yüksek olmakla birlikte, on yıl öncesine göre 176 milyon, 1990-92 yıllarına göre ise 216 milyon kişi azalmış durumda. Gelişen ülkelerde 1990 yılında yüzde 23,3 olan yetersiz beslenen nüfus payı, 2015 yılında yüzde 12,9’a inmiş. Diğer bir ifade ile, yetersiz beslenme ile ilgili Binyıl Kalkınma Hedefi’ne önemli ölçüde ulaşılmış. Yine FAO’ya göre, takip edilen toplam 129 gelişen ülkenin 72’sinde açlık oranının yarıya indirilmesi hedefi ülke bazında sağlanabilmiş. İstikrarlı politik ekonomik seyir ve yetersiz beslenen nüfusu hedefleyen sosyal politikalar bu hedefin gerçekleştirilmesinde etkili olmuş. Hedefe ulaşamayan ülkelerde ise doğal veya insan kaynaklı felaketler ve politik istikrarsızlıklar ‘gıda güvenliği’nde ilerleme kaydedilmesini engellemiş.

GENİŞ ANLAMDA ‘GIDA GÜVENLİĞİ’

Birleşmiş Milletler’in Milenyum Kalkınma Hedefleri, ‘gıda güvenliği’ kavramını; kilosu tespit edilen limitin altında olan yaşı beşten küçük olan çocukların oranı ve nüfusun gıdadan asgari kalori gereksinimini alamayanların oranı olarak iki ölçütle takip ediyor. Gıda güvenliği ile ilgili farklı tanımlamalar da mevcut. Örneğin The Economist Intelligence Unit tarafından hazırlanan ‘Küresel Gıda Güvenliği Endeksi’, 109 ülkenin gıda güvenliğini 28 gösterge ile üç boyutta ölçmeyi hedefliyor. Bu çalışmaya göre, gıda güvenliğinin üç boyutu gıdanın ‘satın alınabilir fiyatta olması’ (affordability), ‘yeterli miktarda bulunması’ (availability) ve ‘sağlık açısından güvenilir ve kaliteli olması’ (quality & safety). 0 ila 100 arasında ölçülen skorun en yüksek olduğu ülkelerin hepsi 83 üzerindeki skorlara sahip olan ABD, Singapur, İrlanda, Avusturya, Hollanda, İsviçre, Kanada, Almanya, Avustralya, Fransa ve Norveç gibi ülkeler. Gıda güvenliği en düşük olan ülkeler ise ağırlıklı olarak Afrika kıtasında yer alan Burundi, Çad, Madagaskar, Sierra Leone, Kongo Demokratik Cumhuriyeti, Haiti, Mozambik, Zambiya, Togo, Nijer ve Burkina Faso. Bu ülkelerin gıda güvenliği skorları 33 ve altında kalıyor. Endeks genel olarak birçok ülkede bir önceki seneye göre ilerleme kaydetmiş. Çalışma, en yaygın şekilde ilerleme kaydedilen unsurları şu şekilde sıralıyor: Gıda yardım programlarına bağımlılığın azaltılması, mahsul stoklama kapasitesinin genişletilmesi, hasat sonrası ve tüketim öncesinde gıda kaybının önlenmesi, beslenmedeki gıda çeşitliliğinin gelişmesi ve yüksek kaliteli protein kaynaklarına erişimin artırılması. Türkiye’nin 109 ülke içindeki sıralaması, 2013 yılında 43’üncülük, 2014 ve 2015’te ise 39’unculuk. Türkiye; ‘gıda bulunabilirliği’ boyutundaki sıralaması 33’üncülük ile göreceli olarak daha iyi konumda, ancak gıda fiyatlarının sonucu olarak ‘satın alınabilirlik’ boyutundaki sıralaması 47’cilik ile göreceli olarak geride. Sıralamanın en üstünde olan ABD ile karşılaştırıldığında; Türkiye’de gıda tüketiminin hane halkı harcamalarındaki payı yüzde 26,8  olurken, bu oran ABD’de yüzde 6,7 olarak gerçekleşiyor. Tarım ürünleri ithalatına uygulanan gümrük vergisi oranı Türkiye’de yüzde 42,4 iken, bu oran ABD’de yüzde 5,3 olarak hesaplanıyor. Bu oranın yüksekliğinin nedeni, Türkiye’de tarımdaki nüfusun yüksekliği ve başta siyasi nedenlerle tarım kesiminin korunması. Ayrıca, Türkiye’de ton cinsinden üretilen gıdanın yüzde 9’u israf olurken, bu oran ABD’de sadece yüzde 0,8 seviyesinde bulunuyor! Türkiye,  gıda güvenliği konusunda son yıllarda genel olarak ilerleme kaydediyor,  ancak gıda ithalatı üzerindeki sınırlamalar ve yüksek düzeyde israf ve kayıp gibi unsurlarda daha fazla gelişme sağlaması gerekiyor.

http://www.radikal.com.tr/

 

Melis Demirci

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir