Gıda etiketlerinde fırtına yakındır!

-
Gıda etiketlerinde fırtına yakındır!

Gıda bileşenleri üzerine bütün dünyada tartışmalar devam ediyor. Gıda kullananlar, gıda bileşenleri, katkıları ve sağlık beyanları konusunda tercihlerde bulunuyorlar. Gıda endüstrisi de bu beyan ve tercihlere yönelik etiketler hazırlamak zorunda. Daha da önemlisi hükümetler bu tercihlere yönelik etiket düzenlemek için yapılan araştırmalardan yola çıkarak, yasal düzenlemeler yapıyorlar.

Fikri Türkel

Etiketlerdeki sağlık beyanlarında hızlı değişimler yaşanıyor. Her ülkeye göre değişen bu beyanlara dair bilgi sahibi olmadan, gıda konusunda ne üretmek, ne konuşmak ne de tüketmek gerekiyor.

gida-market-etiket-gidahatti

Ama günümüzde kuralsız olarak üretim, konuşma ve tüketim sürüp gidiyor.

Mesela Amerika’da tüketiciler gıda etiketlerinin daha şeffaf olması gerektiğini düşünüyor ve tüketicilerin yüzde 75’i gıda bileşenleri, katkıları ve sağlık beyanlarının anlaşılabilir olmasını istiyor. “Ne yediğimi bilmek istiyorum” diyen Amerikalıların yüzde 27’si etiketlerdeki semboller ve ifadeleri anlamadıklarını da belirtiyorlar.

Aslında sadece mevcut etiketler değil, yeni gıda tüketim tercihleri de gelecekte büyük fırtınalar koparacak nitelikte görünüyor. Mesela, geçenlerde THY’nin yurtdışı hatlarının birinde Fındık Tanıtım Grubu’nun fındık ürünleri dağıtılacaktı. Fındık, fıstık intoleransı veya hassasiyeti olan bir yolcunun talebi üzerine fındık dağıtımı durdurulduğu gibi, fındık ve fıstık yenmemesi de anons edildi.

Malum uçaklarda artık “koşer” ve “helal” sertifikalı ürünler yanı sıra “vigan” ürünler için de seçenekler sunuluyor. Benzeri uygulamalar farklı gıda katkıları, bileşenleri için de gıda etiketlerine yansıyor. Bu tarz yeni düzenlemelere hazır olun.

Mesela, Amerika’da bu konuda ilginç gelişmeler yaşanıyor. Yeni kanun ve yönetmeliklerle daha fazla bilgi ve şeffaflığa yönelik değişiklikler yapıyorlar. Bitkisel yağların özellikleri de etiketlerde yer almaya başladı.

Diğer taraftan, change.org veya Dr. Mehmet Öz gibi medya fenomenlerinin eleştirileri veya açıklamaları da gıda sektöründe fırtınalar oluşturabiliyor. Medyada ve sosyal mecralarda bir bileşeni ve gıda katkısını onaylaması ve eleştirmesi, gıda etiketlerindeki beyanlar üzerine yeni tartışmalar oluşturabiliyor.

Diğer taraftan tanıdıkların tavsiyeleri ile doğal ürün tercihlerinde de büyüme gözleniyor. “Katkısız ürünler” diye yeni bir ürün kategorisi oluşmasına sebep oluyor. ABD’de tüketicilerin yüzde 75’i etiketlerde yazanlardan çok, tanıdıklarının ifadelerinin daha önemli olduğunu söylüyor.

Gıda etiketleri konusunda etkin bir araştırma şirketi olan Innova Market Insights, yaptığı araştırmada, yeni gıda etiketleri konusunda ilginç ipuçları veriyor.

gida-market-gidahatti

Buna göre, ABD’li tüketicilerin yüzde 19’u mutfak dolaplarını doldururken ve hazır yemek alırken gıda bileşenleri listesine dikkat ediyor.

Londra’daki Türk restoranları

Büyük şirketler de daha sağlıklı ürünler konusunda itibarlarını yönetmek için hemen buna göre pozisyon alıyor ve yeni kategoriler oluşturuyor. Pepsi, Ağustos 2015’ten beri diyet kola içeceğinde aspartam yerine şekerden elde edilen tatlandırıcı olan “sucralose” kullandığını açıkladı.

Amerika’da bu tür değişimlere “Temiz Etiket” trendi deniyor. Bir diğer yeni dalga da etikette “yapay renklendiriciler/tatlandırıcılar içermez” uyarısı konulması.

Bir taraftan etikette daha fazla bilgi ve şeffaflık aranırken diğer taraftan doğala yönelme de etiketlerde daha az kayıt olan sade etiketlere ilgiyi artıyor. Buna göre, ABD’de tüketicilerin yüzde 34’ü daha az madde yer alan formülasyonlara sahip ürünlere baktıklarını söylüyorlar.

Buna göre, alışveriş esnasında tüketicilerin yüzde 28’i temiz etiketlerin gıdaları satın almada etkili bir faktör olduğunu belirtiyorlar.

Küresel olarak da 2014 yılında  “organik” beyanı, yeni ürün lansmanlarında yüzde 7.4 oranına ulaşmış durumda.

Ürüne göre de etiketlerde ve ambalajların üzerindeki beyanlarda farklı değişimler yaşanmaya devam ediyor. 2014 yılında süt ürünlerinde ve kümes hayvanları ürünlerinde yüzde 6 “hormonsuz”, yüzde 4,8 olarak da “antibiyotik içermez” beyanı yer almaya başladı.

Bir diğer ilgi çeken konu da etiketlerde “GDO’suz” beyanının yer alması. Küresel olarak 2014 yılında ürün lansmanlarında yüzde 3,3 “GDO İçermez” beyanı yer aldı. Halbuki 2013 yılında bu tarz kayıtlar yüzde 2,4 oranındaydı.

Aslında küçük bir kitleyi ilgilendirmekle birlikte, büyüme ve genişleme oranı yüksek etiket tercihleri de var. Glütensiz, vigan, yumurtasız, sütsüz, et alternatifleri bunlardan sadece birkaçıdır. Özellikle glütensiz ürünler çok yaygınlaşmaya başladı.

2010 ile 2014 yılları arasında yapılan araştırmada, glüten intoleransı ve hassasiyeti konusunda etiketlerde uyarıcı beyanı kullanımı yüzde 5,2’den yüzde 9,4’e sıçramış görünüyor. Glütensiz tercihi illa sağlık zorunluluğundan kaynaklanmıyor. ABD’deki tercihlerin yüzde 13’ü “Benim için daha iyi”, yüzde 6’sı da diyet tercihine bağlı.

Glütensiz beyanı, raflardaki ürünlere göre dağılımında yüzde 19,1’i tahıllı ürünlerde, yüzde 13,4’ü kremalarda, yüzde 12,7’si süt ürünlerinde, yüzde 11,1’i et, balık ve aperatif ürünlerde, yüzde 11,8’i ise yumurtalarda yer alıyor.

Büyük şirketler “glütensiz” beyanına daha duyarlılık gösteriyor. 2010 yılında ürünlerinin yüzde 7,6’sında bu beyanı kullanırken, 2014 yılında bu oran yüzde 11’e yükseldi. Unutmayalım ki glütensiz ürünler şimdilik Amerika’da etkin görünüyor. Amerika kıtasında yüzde 19,8 oranında yer alan beyanların, Batı Avrupa’da hala 9,5, Asya’da 3,2, Ortadoğu’da yüzde 2,5 oranında olduğunu da hatırlatalım.

Türkiye’nin en değerli gıda markaları

En büyük gıda tercihi ise vejeteryan ve vigan ürünlerde görülüyor. 2010 yılında yüzde 9 olan büyüme oranı, 2014 yılında yüzde 31’lik artış kaydetti. Bu hedef kitleye yönelik ürün üreten kuruluşlar, etiketlerinde jelatin, yumurta ve süt ürünlerinin yer almadığını kaydediyorlar.

Aynı şekilde vejetaryen ve vigan tüketicileri hedefleyen üreticiler, et yerine ürünlerinde muadil olarak fındık, yumurta, sebze, soya, süt proteini veya buğday proteini kullandıklarını belirtmeye başladılar. Ve bu oran dört yılda yüzde 18’lik artış kaydetti.

Etiketlerde yer almaya başlayan bir diğer beyan ise “yumurta içermez” ifadesi oldu. Makarna, mayonez, ekmek ürünleri başta olmaz üzere ürünlerin etiketlerinde 2014 yılında bir öncesi dört yıl öncesine göre yüzde 18 daha fazla etiketlerde yumurta içermediğine dair ifade yer almış.

Jelatinsiz ifadesi de yeni tercihler arasında yer alıyor. Şimdilik şekerleme ve süt ürünleri sektöründe yüzde 0,5 oranında jelatinsiz ürün bulunmasına karşılık, büyük markalar bu tercihe yönelik ürün yeni ürün formülasyonlarına yönelik çalışmalar başlatmış durumdalar.

Süt hassasiyeti ve laktoz intoleransına dair etiket beyanları da yükseliş trendi içinde yer alıyor. 2010 ile 2014 yılları arasında küresel olarak etiketlerde “süt ürünleri içermez” beyanında yüzde 15’in üstünde artış yaşandı. Aynı dönemde, “laktoz içermez” beyanı kullanımı ise yüzde 29’un üzerinde gerçekleşti.

Peki, süt yerine hangi muadil ürün tercih ediliyor? Süt yerine ikame edilen ürünlerin başında Badem sütü, Hindistan cevizi sütü, pirinç sütü ve kino (quinoa) sütü yer alıyor. Amerika’da süt alternatifleri kullanımı 2010 ile 2014 yılları arasında yüzde 17’nin üstünde artış gösterdi.

helal-gida-market-gidahatti

Türkiye’de şu anda “doğal”, “köylü”, “helal” tartışmaları yaşanıyor ama çok daha geniş kapsamlı ve teknik detaylar isteyen gıda etiket beyanları, sağlık beyanları ve kişisel tercihler yer almaya başlayacak. Bu güçlü dalgaya şimdilik ne teknik olarak ne de sosyal alışkanlıklar olarak hazır değiliz.

Hatırlarsanız, ekmek ve peynire dair gıda içeriği değişiklikleri uygulanması yıllar aldı.

Umarım etiket fırtınası buna hazır olmayan şirketlere zarar vermez.

Fikri Türkel

GIDAHATTI DERGİSİNİ ÜCRETSİZ İNDİRİN

android Apple

Melis Demirci

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir