Ekonomide Bahar Havası Ne Kadar Kalıcı Olur?

-

sevket ozugergin

Şevket Özügergin

 

Mevcut  iç ve dış ekonomik veriler dikkate alındığında, ülkemizde bir bahar havasının estiğini söyleyenler de haklıdır, havanın tersine dönebileceği kaygısıyla temkinli olmak gerektiğini öne sürenler de haklıdır. Mesele hangi verilere öncelik verdiğinizle ilgilidir.

Gelişmeleri olumlu olarak nitelendiren çevrelerin gerekçelerini şu şekilde özetleyebiliriz.

Dolar 2,80 TL’nin altına inmiştir. Artık  çok az kişi paritenin 3 TL’yi aşacağını söylemektedir.

Borsa  bazı kar satışları dışında çıkışını sürdürmektedir. Bu durum yabancı kaynakların ülkeye giriş yapmaya başladığının bir işaretidir. Güven artmıştır.

Faiz hadleri gerilemektedir. Enflasyon oranlarının gerilemesi ile birlikte Merkez Bankası’nın fonlama faizi de aşağıya çekilecektir. Merkez Bankası’nın temkinli yaklaşımı ve para politikası kararlarında sadece ekonomik gerekçelerle hareket edeceği algısı güçlenmiştir.

Enflasyon oranları gerilemeye başlamıştır. Nitekim Nisan 2016 itibariyle yıllık enflasyon % 6,57 olarak gerçekleşmiştir. Gıda fiyatlarında, biraz mevsim ve biraz da bazı ülkelere ihracat engeli dolayısıyla düşüş  izlenmektedir.

Petrol ve emtia fiyatlarının düşük seyretmesi  enerji  ithal faturamızı olumlu yönde etkilemiş, düşük büyüme hızımız nedeniyle ithalatımız gerilemiş ve bu sayede hem dış ticaret ve hem de cari açığımız azalmıştır. Cari açığın finansmanı kolaylaşmıştır. Nisan ayında dış ticaret açığı % 16,21 oranında azalmıştır.

Dış piyasalardaki gelişmeler de olumludur.

FED, faiz arttırmada acele etmeyecektir. Hatta bu yıl herhangi bir artış beklenmemektedir. Avrupa Merkez Bankası parasal genişlemeye ve negatif faiz uygulamasına devam etmektedir. Japonya da aynı yönde hareket etmektedir. Böyle bir gelişme, özellikle gelişmekte olan ülkeler ve bu arada Türkiye için uygun ve bol dış kaynak demektir.

Petrol ve emtia fiyatlarında düşüşün  daha uzunca bir süre devam edeceğinin anlaşılması, bu maddelerin üreticisi olmayan ülkeler için bir avantajdır.

Yazının başında da belirttiğimiz gibi gelişmelere farklı bir açıdan da bakmak mümkündür.

Cari açık düşmektedir ama dış kaynaklara bağımlılığımız devam etmektedir. Açığın finansmanındaki en sağlıklı kaynaklar ihracat, turizm ve doğrudan yabancı yatırımlardır. Üçünde de gelişmeler çok umut verici değildir.

İhracat artmamaktadır. 2015 yılında ihracatımız, bir önceki yıla nazaran % 8,7 lik bir azalmayla ancak 144 milyar dolara ulaşabilmiştir. Bu yılın ilk dört ayında ayni trend sürmektedir. Geçen yıla nazaran % 8,4 lük bir gerileme izlenmektedir. Yapısal sorunlar yanında,jeopolitik gelişmeler ihracattaki azalmanın ana sebepleridir.

Doğrudan yabancı yatırımlarda 2014 yılında elde edilen 12,6 milyar dolarlık girişler geçen yıl 16,6 milyar dolara yükselmiştir. Ancak, her iki yılda da girişlerin 4 milyar dolarlık bölümü emlak alımlarına yönelmiştir. Yeterli bir yatırım ortamının sağlanamamış olması yanında, jeopolitik durum yabancı yatırımların gelişmesini engelleyen unsurlar olarak ortaya çıkmaktadır.

Turizm gelirlerinde de benzer sorunlar yaşanmaktadır. 2014 yılında 34,3 milyar dolar olan turizm gelirlerimiz geçen yıl 31,4 milyar dolara inmiştir. Bölgedeki  gerginlikler ve terör sebepleriyle düşme eğiliminin bu yıl da sürmesi beklenmektedir.

Bir süredir olumlu seyreden dış gelişmelerin tersine dönmesi her zaman mümkündür. Böyle bir durumdan etkilenecek ülkeler arasında Türkiye’nin de olacağı açıktır.

Sonuç olarak şunları söyleyebiliriz

İç ve dış gelişmeler lehimize seyretmektedir. Olağanüstü bir durum ortaya çıkmadığı takdirde bu hava devam edecektir. Ancak, dış gelişmelerden doğrudan etkilenebilecek bir ülke olarak bu dönemi  iyi kullanmamız ve gelecekteki sıkıntılara hazırlıklı olmamız en doğru  tercih olacaktır.

Melis Demirci

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir