Ekolojik Sosyal Girişimcilik yaz okulu

-

Ece Elbeyi

Geçtiğimiz hafta boyunca katıldığım, Bilgi Üniversitesi ve Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği’nin işbirliğiyle düzenlenen Ekolojik Sosyal Girişimcilik yaz okulu tahmin edemeyeceğim kadar dolu dolu ve şenlikli geçti.

Kendi bireysel çabalarımla ancak çok daha büyük zahmetlerle erişebileceğim bilgilere ve kişilere ulaşmamı sağladı. Programın zenginliği ve ziyaret ettiğimiz yerlerin başdöndürücülüğü sayesinde başka hiçbir şey düşünme fırsatım olmadığından, döndükten sonra kendimi tamamen yenilenmiş hissettim.

İlk gün programla ilgili genel bilgilendirme yapıldıktan sonra, Alper Akyüz Sistem Yaklaşımı’nı ve Ekolojik Ayakizi Modellemesi’ni anlatarak, Sürdürülebilirlik Kavramı’ndan ve Roma Klübü’nce yayınlanan Büyümenin Sınırları raporuna istinaden Gezegenizimizin Sınırlarından bahsetti. Ekoloji-Ekonomi ilişkisi bağlamında Jörg Randers, Denis Meadows ve Barry Commoner gibi teorisyenlere değinerek, güncel yaklaşımları eleştirel bir gözle değerlendirmiş olduk.

Güneşin Aydemir ile öncelikle Buğday Derneği’nden konuştuk. Derneğin kurulmasını sağlayan Victor Ananias’ın vizyonu ve çalışmalarına değinmeden olmazdı. Victor’un ilham verici hayat hikayesi ve örnek alınası yaklaşımı, Fırsatın Varken projesi kapsamında çekilen videosunu izledikten sonra daha da pekişmiş oldu. İkinci konuşmamızı ise Ekolojik Sosyal Girişimciliğin tanımlamasını yaparak, organik ekolojik tarım pratikleri ve sertifikasyonu hakkında yaptık.

Yonca Demir’in Organik Tarım Türkiye’yi Besler mi çalışmasını dinlemek benim için oldukça heyecan vericiydi. Endüstri Mühendisliği lisans eğitimim kapsamında bir yıl süresince aldığımız Yöneylem Araştırması dersi, matematiğin, tüm değişkenler ve kısıtlar tanımlandığı takdirde, arzu edilen amaç doğrultusunda, sizi hayrete düşürebilecek denli karmaşık problemlerin çözümü için en iyi seçeneği sunmaya muktedir olduğunu deneyimleyip hayrete düşmüştüm. Yonca Demir bu yöntemi kullanarak organik tarımın tüm ülkeyi beslemek için yeterli ürünü sağlayabilecek verimlilikte bir yöntem olmadığı önermesinin hatalı olduğunu ispatlayan çalışmasını anlatırken, yıllar boyunca işletmelerin verimliğinin arttırılması için kullanıldığına şahit olduğum bu yöntemin böyle “iyi niyetli” bir amaca hizmet ediyor olması beni çok duygulandırdı.

Yonca Demir çalışmasını aktarırken

Yonca Demir çalışmasını aktarırken

Nusratlı Köyü’nde ziyaret ettiğimiz Süheyla Doğan, bize aktivist olarak geçirdiği yıllar sonrasında emekliye ayrılmak ve biraz sakin zaman geçirmek için gittiği köyde, alışkın olduğu sorumluluk bilincine direnemeyip, köyün kalkınması için nasıl projeler geliştirdiğini ve bunların sonuç olarak köyü nasıl etkilediğini anlattı. Kendi ürettikleri ekolojik ürünleri satışa sunmak için oluşturduğu sistem sayesinde, kendilerine gelir saylayan dolayısıyla özgüven kazanan ve kollektif üretimi deneyimleyen kadınların hayatlarındaki değişimi, ve bunun aslında köyün genel kalkınmasında ne kadar büyük bir rolü olduğunu dinledik.

Durukan Dudu ile Bütünsel Yaklaşım ve Onarıcı Tarım hakkında yaptığımız konuşmada, Allan Savory’nin Bütünsel Yaklaşım kuramından yola çıkarak, doğayı taklit ederek gerçekleştirilecek tarım yöntemlerinin, toprağa zarar vermek bir yana, kuraklık tehlikesiyle karşı karşıya olan bölgeleri nasıl onarabileceği hakkında konuştuk. Durukan Dudu’nun Anadolu Meraları’nda da bire bir uyguladığı yöntemlerden verdiği örneklerle, aslında kritik noktanın, doğayı bir bütün olarak tüm değişkenleriyle birlikte ele almamız gerektiği ve en iyisini doğanın bileceği yaklaşımıyla, onun bir modelini yaratarak fayda sağlayabileceğimiz olduğunu öğrendik.

Mahmut Boynudelik ile zeytinyağı tarihine kısa bir yolculuk

Mahmut Boynudelik ile zeytinyağı tarihine kısa bir yolculuk

Mehmet Gürmen, oluşumunda rol aldığı Bitot örneğinden yola çıkarak, yerellik, aracısızlık, küçük ölçek, gönüllülük, şeffaflık ve topluluk ilkeleri ekseninde, tüketici ile üreticiyi bir araya getirerek, bireylerin ekolojik ürünlere ulaşmasının sağlanması ve ekolojik ürünler üretenlerin desteklenmesi için nasıl bir sistem uygulandığını anlattı. İlk oluşumdan bu yana, katılımcı sayısınca belli bir büyüklüğe ulaşan her topluluk, yerellik ilkesince kendi bağımsız topluluğunu oluşturarak uygulamalarına devam ettiğinden, şu an için Türkiye’de birden çok Gıda Topluluğu bulunuyor. Aslında herkes, içinde bulunduğu bölge kapsamında bir araya gelerek, güvendiği üreticilerle işbirliği yapıp ekolojik ürünlere kolayca ulaşabilirken, ekolojik tarımı ve üreticiyi destekleyebilir. Bir başka konuşmasında da Bilişim Ekolojisi’nden bahseden Mehmet Gürmen’le, gündelik hayatta kullandığımız bilişim teknolojileri nedeniyle farkına bile varmadan yarattığımız zararlardan ve bilinçli kullanım alışkanlıkları geliştirerek bunları nasıl azaltabileceğimizden bahsetti.

Kızıltepe Permakültür Çiftliği'ni ziyaret

Kızıltepe Permakültür Çiftliği’ni ziyaret

Kızıltepe’de Permakültür Çiftliği’ni kuran Iraz Candaş’a yaptığımız ziyarette, permakültür yaklaşımından ve bu sistemi kurma esnasındaki deneyimlerinden konuşup, çiftliği gezerek oldukça bilgilendirici ve keyifli zaman geçirdik. Sonrasında da, doğaya uygun bir şekilde tasarlayıp inşaa ettikleri tatlı mı tatlı evine doluşarak, çizimleri ve kapsamlı anlatımıyla Türkiye’de bir ilk olan kitabı Geleneksel Yapı Teknikleri’nin yazarı Melih Aşanlı’yla, insan, doğa, kültür ekseninde, ekolojik yapılar için doğal ve geleneksel yöntemlerden, ardından Arda Moltay’dan doğayla uyumlu Yeşil Binalar’dan konuştuk.

Mahmut Boynudelik'ten Taşmektep'in hikayesini dinlerken

Mahmut Boynudelik’ten Taşmektep’in hikayesini dinlerken

Mahmut Boynudelik ile ilk karşılaşmamız Adatepe Köyü’nü ziyaretimiz sırasında olmuştu. Bize Adatepe’den ve geçmişten günümüze geçirdiği ekolojik ve kültürel dönüşümden bahsedip, tarihi Taşmektep’i nasıl kullanılabilir hale getirdikleri ve bir kültürel miras olarak onu koruma yolunda neler yaptıklarını anlattı. Her yıl birçok değerli katılımcıyla gerçekleştirdikleri seminer ve atölye çalışmalarıyla, tarihi Taşmektep’in hala kültürel ve eğitsel amaçlara hizmet ediyor oluşu oldukça gurur vericiydi. Sonrasında ise zeytinyağı ve zeytin ürünlerine ilgi duyan herkesin yolu düştüğünde mutlaka görmesi gereken bir müze olan Adatepe Zeytinyağı Müzesi’ni ziyaret ederek kendisiyle geleneksel zeytinyağı üretme teknikleri hakkında konuştuk. Müzenin hemen yanına yerleşmiş olan, içerisinde türlü ekolojik ürünlerin alıcıyla buluştuğu Bir Tohum Dükkan’ı ise Nebile Bayrak’tan dinledik. Ürünlerin çeşitliliği ve güzelliğiyle, giren herkesin başını döndüren dükkandan yüklü bir alışveriş yapmadan çıkmak çok büyük bir irade gerektiriyor.

Nebile Bayrak Bir Tohum Dükkan

Nebile Bayrak Bir Tohum Dükkan

Yıldıray Lise, Türkiye’de bir korunan alan örneği olan Kaz Dağları’ndaki Hızır Kamp’ı ziyaretimiz sırasında, Korunan Alanlar ve İnsan Boyutu’nu anlattığı konuşmasında, doğa korumanın toplumsal ve ekonomik faktörlerle nasıl bir ilişki içerisinde olduğuna değindi. Ardından Hızır Kamp’ın içerisinde bulunan inanılmaz güzellikteki dereye girerek serinleme fırsatımız oldu.

Berkay Atik koordinatörü olduğu Tatuta (tarım turizm takas) Çiftliklerini, sistemin işleyişini ve kendisinin dahil olma hikayesini anlattı. Şu an için herkes Türkiye’nin 7 bölgesinde bulunan 89 adet Tatuta Çiftliği’nden ilgi alanınıza göre seçtiği birinde dilerse gönüllü olabilir, dilerse konuk olarak tatilini yapabilir.

Hızırkamp'ın harika deresinde serinleme zamanı

Hızırkamp’ın harika deresinde serinleme zamanı

Burcu Arık çok yaratıcı bir fikirle geliştirdiği, hem çocuklar hem de yetişkinlerin katılımına uygun olan Doğa Oyunları Evi’ni anlattı. Bu keyifli oyunlarla, Türkiye’nin dört bir yanından katılımcılarla sosyal ilişkilerimizi güçlendirirken, etrafımızda bulunan doğaya karşı farkındalığımızı arttırmamız sağlanıyor.

Eko IQ dergisinin yayın yönetmeni Barış Doğru ile Ekoloji Yayıncılığı’nı, Hakan Gönül’le Kent Bahçeciliği’ni ve Tohumdan Kampüse Projesi’ni konuştuk. Proje kapsamında gerçekleştirilen çalışmalar, kentlerde ekolojik üretimi ve gençlerin bu konudaki bilinç ve katılımını arttırmayla ilgili hayranlık duyulası örneklerdi. Ardından, Şelçuk Aslan, Yüzünü Güneşe Dön Projesini ve enerji kooperatiflerini bizimle paylaştı.

Tuna Özçuhadar tasarımın ekolojik ve sosyal boyutundan bahsettiği konuşmasında, sürdürülebilir sistemleri anlatarak, bu çerçevede gerçekleştirilen güncel girişim ve tasarımların örneklerini verdi.

Pınar Öncel'le Sürdürülebilir Film Festivali hakkında

Pınar Öncel’le Sürdürülebilir Film Festivali hakkında

Pınar Öncel organizatörü olduğu Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali’ni ve filmlere ulaşabileceğimiz sürdürülebiliryaşam.tv’yi anlattı. Şehre döner dönmez incelediğim sitede, sürdürülebilirlik, ekoloji ve sosyal girişimcilik gibi bir çok alanda bilgilendirici ve ilham verici belgeseller mevcut.

Mercan Yurdakuler’den daha sonra kitaba dönüştürdüğü, içerisinde herkesin kendi evinde üretebileceği doğal temizlik ve kişisel bakım ürünlerini üretebileceği tariflerin yer aldığı Zehirsiz Ev bloğunu dinledik.

Bu zenginlikte geçen eğitim ve ziyaretler esnasında yaptığım çıkarımları birkaç başlık altında özetleyebilirim;

Sorumluluk

Doğa’da her şey bir bütünün parçası ve birbiriyle kaçınılmaz bir etkileşim halinde. İnsanı da bu ilişkiler ağından bağımsız olarak düşünmek imkansız. Dolayısıyla varoluşumuz ve bilincimiz, içerisinde bulunduğumuz doğa ve topluma karşı büyük bir sorumluluğu da beraberinde getiriyor. Verdiğimiz hasarı en aza indirgemenin ve verilmiş olan hasarı onarmanın yanında olası hasarlara karşı önlem alıp, doğayı ve toplumu koruyup kollamamız bizim sorumluluğumuz. Durukan Dudu’nun yaptığı onarıcı tarımı gibi, Mahmut Boynudelik’in Taşmektep’i koruması için gösterdiği emek de bu yüzden örnek alınası.

Niyet

Her ne işle meşgul oluyor olsak da, kendi donanım ve yeteneklerimiz çerçevesinde harekete geçmemiz mümkün. Örgü örmekten tasarım yapmaya, elimizden ne geliyorsa, onu niyetimiz doğrultusunda iyi bir amaca hizmet için kullanabiliriz, tıpkı Yonca Demir’in hayranlık verici çalışması gbi. Şehrin göbeğinde yaşıyor, plazada çalışıyor olsak da, yaratıcılığımız kullanarak ya da gündelik hayat rutinimizde küçük değişiklikler yaparak büyük fark yaratmamız mümkün.

Emeğin Değeri

Barry Commoner’ın, ekolojinin dört temel kuralından, her şey bir yere gider ve hiçbir şey bedelsiz değildir önermelerini tersinden okuyacak olursak, dönüşümün bir parçası olarak oynadığımız rol gözümüze küçük görünebilir ancak verdiğimiz her emek karşılığını olumlu bir şekilde bulur.

Deneyim Paylaşımı

Tüm etkinlik boyunca öğrendiğim bilgileri kendi imkanlarımla farklı yollardan edinebilirdim belki ancak internette ara sıra karşılaştığımız türden bu iyilik hikayelerinin aktörleriyle bir arada bulunup onları dinlemek, deneyimlerini bir miktar da olsa paylaşmamı sağladığından, bir anda kendi gerçekliğimin bir parçasına dönüştü. Deneyimlerimizi paylaşmanın motive edici gücünü yadsımamalıyız.

Sonuç olarak, böylesine güzel bir deneyimi yaşamamı sağlayan tüm katılımcılara, Buğday Derneği’ne ve Bilgi Üniversitesi’ne teşekkürü borç bilirim.

Ece Elbeyi

23-Ece Elbeyi

Melis Demirci

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir