Ekmek tartışmasında neyi yanlış yapıyoruz?

-
Ekmek tartışmasında neyi yanlış yapıyoruz?

Kış kapıyı çalmadan, ekmek zammı kapımızda belirdi. Bir de yıllardır konuştuğumuz ekmek tüketimi var. Bu toprakların insanları ekmeksiz, hamursuz yapamıyor.

Peki, hangisi önemli, hangisini daha çok konuşmalıyız?

Zam bir maliyet hesabıdır ama tüketim bir yaşam biçimidir. Bence önemli olan tüketim ve ekmeğin içeriğidir.

bugday-www.gidahatti.comİki, üç yıldır 20 milyon tonu aşan bir buğday üretiminden bahsedebiliriz. Geçen yıl 22 milyon tonu geçen buğday üretim potansiyelimiz 30 milyonu bulabilir. Bunun için üretim verimliliğini dekar başına 280 kilogram üstüne çıkarmamız ve tohum ıslahını sağlamamız gerekiyor.

Türkiye’de buğday ekim alanlarının dörtte üçü kuru alan yani sulama gerektirmeyen arazilerdir. Her geçen yıl sulama alanları artıyor ve buğday da sulu tarım alanlarına giriyor. Haliyle verimliliğin artacağını söyleyebiliriz.

Halen buğday üretiminde 11. sırada olmamıza rağmen, un ve unlu mamulleri ihracatında dünyada ikinci sıradayız. Buğday üretimimiz iç pazar için yetiyor ama ihracat için un ithalatı da gerekiyor.

Sözü makarna ve unlu diğer ürünlere değinmeden ekmek konusuna getirmek istiyorum. Buğday ve ekmek bu toprakların 12 bin yıl öncesine giden bir kültürüdür. Hem beslenmenin hem de tarımsal endüstrinin vazgeçilmez bir unsurudur.

Türkiye’de ne kadar ekmek üretildiğini maalesef bilmiyoruz. Simit, poğaça, pide, lavaş veya boyoz gibi unlu mamullerin envanteri de, ekmek istatistikleri de net değil. Dünyada en fazla ekmek tüketen ülke durumundayız.

Tahminen 6 milyar dolarlık ekmek pazarının 1 milyar dolarını İstanbul gerçekleştiriyor.

Sadece İstanbul’da günde 12 milyon ekmek tüketiliyor. Bu ekmekler için 4 binden fazla fırın işletiliyor.

İstanbul’daki ekmek ihtiyacının yüzde 13’ünü Halk Ekmek karşılıyor. Sektörün öncüsü olma iddiasındaki Halk Ekmek şirketinin yanı sıra yeni gruplar var ve çok başarılı işler yapıyor. Ama yetmiyor…

Bu arada günde 1 milyon ekmeğin israf edilerek çöpe gittiğini de unutmayalım. Başka hiçbir suçumuz olmasa bile, bu vebal bize yeter.

Daha sağlıklı bir ölçüm de un tüketimidir.

Türkiye’de kişi başına yılda 150 kilo un tüketiliyor. Başka bir hesapla, yılda 10-11 milyon ton un tüketiliyor. Bunun için 15-16 milyon ton buğday gerekiyor.

fikri-turkel-ekmek-www.gidahatti.comEkmek kendi içeriği ile de gündeme gelmelidir. Malum şimdi tam buğday ekmeği, beyaz ekmek ikilemi var. İki yıl önce Türk Gıda Kodeksi Ekmek ve Ekmek Çeşitleri Tebliği yayınlandı. Obezite ve hijyen pek çok alanda yeni yaptırımlar gerektiriyor. En fazla tüketilen gıda için de bu esas. Bu bağlamda ekmeğin tuzunu azaltmak ve ekmeği ambalaja koymak kadar normal bir şey olamaz.

Gıda Kodeksindeki tanımlamalar, ”ekmeğe zam” söylentilerinden daha çok ilgilendirmeli hepimizi. Yeni dönemde katıklı ekmekler ve yeni tanımlamalar ve standartlar gelebilir.

Yeni yükümlülükler fırıncılar için yeni maliyetler gibi görünse de, ekmek ve unlu mamuller sektöründe yeni yatırım ve fırsatları da gündeme getirecektir. Nasıl mı?

Türkiye’nin her yerinde “Trabzon Ekmeği”, “Vakfıkebir Ekmeği” gibi tabelalar görüyoruz. Konuyu unlu mamuller olarak açarsak başka sloganları da görürüz: Samsun Pidesi, Karadeniz Pidesi, Eyüp Simidi, Afyon Haşkeşi vs.

Tebliğe göre, ekmek ve unlu mamullerde coğrafi işaretler kullanılamayacak. Yukarıdaki bazı coğrafi işaretler için yerel yönetimler ve mesleki odalar başvuruda bulunmuşlar. Bazıları sahipsiz görünüyor.

Coğrafi işaretler bazı ülkeler için büyük gelir kaynaklarından biridir. Fransa peynir ve ekmeği için coğrafi işareti kullanım hakkını bir bedel karşılığı yaptırmaktadır. Buna göre Vakfıkebir İlçesi veya Trabzon Valiliği, Türkiye’nin her yerinde ekmeği ile ilgili tabela ve etiket kullanımlarından bir bedel kazanma hakkına sahiptir. Onlar sahip çıkmazsa belediye ve ticaret odaları bu hakkı kullanabilir.

Karadeniz Pideleri her satış noktasında aynı standartta ve kalitede mi? Yöresel ve geleneksel tadını taşıyor mu?

fikri-turkel-ekmek-www.gidahatti.comEtrafınıza bakın veya ekmek aldığınız bakkala, fırına, market raflarına bakın! Yeterince, tam buğday ekmeği, kepekli ekmek veya ambalajlı ekmek görüyor musunuz?

Tartışılması gereken bir diğer nokta ise ekmek israfıdır: Günde 6 milyon, yılda 2,2 milyar ekmek israf ediliyor. Ekmek tüketenlerin yüzde 50’si sürekli veya arada sırada ekmek israf ettiğini kabul ediyor. Bunun yıllık maliyeti 1,5 milyar lirayı aşıyor. Yani toplam un tüketiminin yüzde 5’den fazlası zayi ediliyor.

Yani her şeyin hesabını iyi yapmamız ve gereksiz yatırımlardan kaçınmamız gerekiyor.

Yeni ekmek mağaza zincirleri kuruluyor ve modern fırıncılığın örnekleri artıyor. Katkılı ve yerel özellikleri yansıtan, dünyada örnekleri olan unlu mamuller de artıyor. Bunların hepsi ayrı zenginlik katıyor.

Ekmek zammı deyince tartışmamız gereken onlarca yeni özellik de tartışmaya katılıyor. Ekmek nimettir ve bu nimetin kıymetini artıracak yeni çalışmalara imza atmalıyız…

GIDAHATTI DERGİSİNİ ÜCRETSİZ İNDİRİN

android Apple

Melis Demirci

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir