Belirsizlik Zarar Vericidir

-

sevket ozugergin

Şevket Özügergin

 

Ekonomide belirsizlik, iç ve dış yatırımcıyı, hatta tüketiciyi kararsızlığa iten en önemli etkendir. Böyle bir dönemde, maliyetler hesaplanamaz, talep ölçülemez, fiyat politikası sağlıklı bir şekilde belirlenemez. Belirsizlik süresinin uzaması, ekonomiye verilecek zararın büyümesine yol açar. Ekonomik kararlara, siyasetin ağırlık koyma ihtimali de varsa, beklentiler kaygıya dönüşür.  Türkiye’de böyle bir ihtimalin konuşulmaya başlanması bile zarar vericidir.

Türkiye’de mevcut yönetiminin ekonomik hedefleri, henüz tamamı uygulamaya girmemiş olsa da, bellidir.

Açıklamalardan anladığımıza göre, öncelikle yapısal reformlar gerçekleştirilecektir. Mali disipline riayet edilecektir. Büyüme için gerekli finansman kaynakları için iç tasarruflar arttırılmaya çalışılacaktır. Yabancı yatırımcılar için uygun bir yatırım ortamı hazırlanacaktır. Merkez Bankası ile  düzenleme ve denetleme kurumları bağımsız olarak görev yapacaklardır. AB ile ilişkiler hem siyasal hem de ekonomik alanlarda geliştirilecektir.

Bu hedefleri zaruri kılan gerekçeler de açıktır.

Türkiye, ekonomik büyümesini sağlamak için dış kaynağa  muhtaçtır. Yıllık dış kaynak ihtiyacı 200 milyar dolar civarındadır. Büyümesinin temelinde iç talep vardır. İhracat 2015 yılında 144 milyar dolara kadar gerilemiştir. Bu yılın Nisan ayından itibaren de azalış başlamıştır. Bölgedeki gerginlikler ihracatımız yanında turizm sektörünü de olumsuz şekilde etkilemiştir. Geçtiğimiz yıl doğrudan yabancı yatırımlarda artış sağlandığı doğrudur ama, giren paranın 4 milyar doları gayrimenkul alımlarına yönelmiştir. Cari açık, azalan ithalatın etkisiyle, Mart ayı itibariyle yıllık bazda 29,5 milyar dolara kadar inmiştir ama yine de oldukça yüksektir.

Makro açıdan bakıldığında, dünyadaki gelişmeler de, bizim gibi ülkelerin lehinedir.

ABD’de tarım dışı istihdam verileri düşük gelmiştir. Bu durumda FED’in Haziran ayında faiz artırımına gitme ihtimali çok azalmıştır. Bu da, bol ve ucuz dış kaynağın daha bir süre devam edeceği anlamına gelir. Japonya ve AB’nin parasal genişleme politikaları ve negatif faiz uygulamaları da kaynak bolluğuna  katkıda bulunmaktadır.

Ancak Türkiye, dış kaynağa ihtiyaç duyan tek ülke değildir. Brezilya, Hindistan, Rusya, Meksika dahil bir çok ülke bu kaynağın peşindedir ve cazip faizler önermektedir. Elbette yalnızca faiz haddi belirleyici unsur değildir. Güven, istikrar ve geri ödeme gücü son derece önemlidir. Türkiye bu alanlarda pozitif ayrışabilecek durumdadır ve bu konumunu muhafaza etmelidir.

Kabul etmek gereklidir ki, dış konjonktürdeki olumlu gelişmeler sonsuza kadar sürmeyecektir. FED, faizleri arttıracaktır, petrol fiyatları yükselecektir, parasal genişleme politikaları ve negatif faiz uygulamaları bir gün sona erecektir. Önemli olan bu dönemi iyi kullanmaktır.

Yeni kabinede ekonomi yönetiminin iç ve dış piyasalara güven verici bir ekip olması, bu yönetimin uygulayacağı politikaların ayrıntılı ve açık, zamanlamayı da içeren bir yapı ile ortaya konması, reformların hızla gerçekleştirileceği yönünde taahhütte bulunulması, stratejik hedeflerin kalıcı bir şekilde belirlenmesi , ekonominin siyasetin arkasında kalmaması  son derece de önemlidir.

Melis Demirci

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir