Avrupa Şeker Üreticilerinin Sabrı Taştı

-
Avrupa Şeker Üreticilerinin Sabrı Taştı

Şeker konusunda dünyanın birçok yerinde olduğu gibi Avrupa’da da yürütülen karalama kampanyası, Avrupalı şeker üreticilerinin sabrını taşırdı. Avrupa Şeker Üreticileri Derneği CEFS, bir sivil toplum kuruluşunun daha bilimsel gerçeklere dayanmayan şeker karşıtı açıklamalar yapması üzerine 12 Temmuz’da AB Beslenme, Fiziksel Aktivite ve Sağlık Eylem Platformu Başkan ve üyelerine bir mesaj yazarak desteksiz karalamalara cevap verdi.

Avrupa Komisyonu Sağlık Genel Direktörlüğü’ne bağlı AB Beslenme, Fiziksel Aktivite ve Sağlık Eylem Platformu geçtiğimiz günlerde bir olağan toplantı düzenledi. Toplantıda yapılan görüşmeler esnasında Avrupa Güvenilir Gıda Savunucuları (SAFE) adlı bir sivil toplum kuruluşu da bir sunum yaptı. İlk başta genel olarak obezite sorununa karşı alınabilecek önlemlerle ilgili gibi görünen sunumun sadece şekerle ilgili bilimsel desteği olmayan iddialara yer vererek şekerin neredeyse tümüyle yasaklanması amacı taşıdığı görüldü. Platform bu sunumu internet sitesinden yayınladı.

Avrupa Şeker Üreticileri Derneği’nden Sert Açıklama

Desteksiz iddiaların yayılmasına dayanamayan Avrupa Şeker Üreticileri Derneği CEFS, Platform Başkan ve üyelerine yazılı bir açıklama göndererek konu hakkındaki endişelerini iletti. Açıklamada CEFS’nin şekere yapılan ithamlara karşı sessiz kalmayacağı belirtilirken bu ithamların bilimsel temele dayanmadığı, bu nedenle desteksiz bir şekilde bir gıda maddesini ve bütün bir sektörü hedef aldığı ifade edildi.

Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

Bir bireye beslenme alışkanlıklarını göz önüne almadan sadece şeker tüketimini azaltmayı önermek mevcut obezite krizini ve obezite ile bağlantılı tip-2 diyabet gibi sorunları çözemez.

Şekerin kilo alımı üzerindeki tek etkisinin fazla kalori alımı ile ortaya çıktığı bilinmektedir. Şekerin kilo üzerinde diğer kalori kaynaklarından farklı bir etkisi yoktur.

EFSA, aşırı şeker tüketiminin kilo alımına katkıda bulunabileceğini kabul etmiş olsa da şeker tüketimi için kilo alımı, tip-2 diyabet, kalp damar risk faktörleri ve diş sağlığı bazında herhangi bir üst sınır belirlememiştir.

agiz-dusu-1-gidahatti“Diş fırçalamadan şeker tüketimini azaltmak çürükleri azaltmaz”

Şekerleri de içeren karbonhidratların tüketim sıklığının artması ile diş çürükleri arasında bağlantı olduğu bilinmektedir ancak kişilerin ağız hijyeni konusundaki hassasiyetlerine bakmadan, diş çürüklerinden kaçınmak için sadece şeker tüketimini azaltmayı önermek bu konuda bir sonuca ulaşılmasını sağlamayacaktır. Diğer yandan Dünya Sağlık Örgütü ve OECD verilerine bakıldığında Avrupa’da ortalama şeker tüketiminin sabit kaldığı son 35-40 yılda çocuk ve gençlerde diş çürüğü vakalarının azalmış olduğu bilgisi de mevcuttur.

“Kanserin sebebi herhangi bir gıda değil fazla kilolardır”

Şeker ve kanser konusuna gelindiğinde, çoğu sık görülen kanser türünün riskini artıran etkenin aşırı vücut yağlanması olduğu bilinmektedir. Protein, nişasta, yağ ve alkol gibi şeker de beslenmede bir kalori kaynağıdır. Aşırı kalori alımı kilo artışına neden olabilir. Ayrıca kandaki glikoz hem sağlıklı ve normal hücreler, hem kanser hücreleri tarafından enerji kaynağı olarak kullanılmaktadır. Bu glikoz, glikoz içeren tüm sindirilebilir karbonhidratlardan kaynaklanabilir.

“Karaciğer yağlanması konusunda çalışmalar yeterli değil”

Alkole bağlı olmayan karaciğer yağlanması konusunda dikkat edilmesi gereken husus, beslenme ile alınan şekerin karaciğer yağlanması üzerine etkisini konu alan çalışmaların sınırlı olmasıdır. Sınırlı sayıda çalışma, düşük örneklem sayısı, çalışma tasarımları ve deneysel beslenme motiflerindeki farklılıklar nedeniyle şeker ve alkole bağlı olmayan karaciğer yağlanması riski arasında ilişki konusunda kesin hükümler verilememiştir. Gelecekte yapılacak çalışmaların tipik beslenme alışkanlıklarını yansıtacak şekilde tasarlanması ve kilo artışının değil şeker tüketiminin tek başına karaciğer yağlanması üzerindeki etkisini ortaya koyması gerekmektedir.

“İstatistiksel veriler yanlış değerlendiriliyor”

Verilerle ilgili de dikkat edilmesi gereken hususlar bulunmaktadır. Tüketim verileri olarak önümüze koyulan veriler genelde tüketicilerin tüketim verileri değil, tedarik verileridir. Tedarik verileri aynı zamanda kayıp, atık, gıda dışı kullanım, ihracat gibi kalemleri de içerir. Ayrıca Dünya Sağlık Örgütü’nün tavsiyeleri genel olarak serbest şeker bazındayken çoğu ülke şeker tüketimine bakarken sebze, meyve, süt gibi kaynaklardan gelen şekerleri de dikkate almaktadır. Diğer yandan SAFE’nin sunumunda yer alan obezite verileri de hatalıdır.

tuketici-alisveris-gidahatti (2)“Gıdaların sadece şeker içeriğine odaklanmak tüketiciyi yanlış yönlendirecektir”

CEFS obezite ve bulaşıcı olmayan hastalıkların ortaya koyduğu sorunun farkındadır ve bu yüzden sürekli bilimsel kaynaklara dayanan ve EFSA ile uyumlu beslenme tavsiyeleri yapmaktadır. CEFS ayrıca AB Beslenme Stratejisinin birçok besin öğesi ile ilgilendiğini, Avrupa Komisyonu’nun sadece şekerlerle uğraşma niyeti olmadığını biliyor. Ancak mevcut durumda şekerler üzerine kayan ciddi odak, bilimsel kanıtları yansıtmamaktadır. Bu şekilde bir gıdanın tüm bileşimine bakmaksızın sadece şeker içeriğinin azaltılmasına yönelik çalışmalar tüketicilerin yararına olmayacak, onları bilakis yanlış yönlendirecektir.

Melis Demirci

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir