Altı kıtada GDO’ların bugünü

-
Altı kıtada GDO’ların bugünü

Son 20 yıla damgasını vuran GDO’lar artık dünya tarımının göz ardı edilemez bir gerçeği. Karşıt görüşler süredursun, GDO’lara ayrılan araziler günden güne genişliyor. Ama bir yandan GDO’larla arasına mesafe koyan ülkelerin sayısı da artmakta. Aylık Tarım ve Kültür Dergisi tarlasera Kasım sayısında, altı kıtada ve Türkiye’de GDO’ların bugünkü durumunu özetledi.

Ekim ayının başında Avrupa Birliği’nin (AB) “amiral gemisi” olarak nitelendirilen Almanya, genetiği değiştirilmiş (GD) tarım ürünlerinin ülke içinde üretimine izin vermeyeceğini duyurdu. Daha önce eyalet yönetimlerine bırakılan bu kararın ülke geneline yayılması büyük yankı buldu. Bu açıklama, AB’nin Nisan ayında aldığı bir karara dayanıyordu. Bu karar üye ülkelerin, AB’nin ekimine onay verdiği GDO’ların (Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar) üretimini kendi sınırlarında yasaklamalarına olanak tanıyor. Bu olanaktan faydalanacak olan tek ülke Almanya da değil. AB’nin en büyük tahıl üreticisi Fransa da GD mısır için aynı hakkı kullanacağını açıkladı. İskoçya, Yunanistan ve Bulgaristan’ın tutumu da bu yönde oldu.  Aylık Tarım ve Kültür Dergisi tarlasera, Türkiye’nin de içinde dahil olduğualtı kıtada yer alan önemli  ülkelerin GDO’ya olan bakış açılarını incelerken güvenirliği ve kabul edilirliği ile ilgili tartışmalara ışık tutuyor.

AB’de GDO ülkeden ülkeye değişiyor

Avrupa geneline bakıldığında GDO’lar konusunda çok çeşitli tutum ve uygulamaların olduğu görülüyor. GD ürün üretmese de hali hazırda ithalatını yapmakta olan pek çok ülke var. Buna, yeni yasayla üretimi engelleyeceğini duyuran ülkeler de dahil. Hal böyle olunca, GDO’lar konusunda tabir yerindeyse “her kafadan bir ses” çıkıyor. Bu tutum ayrılıklarının temelinde ilk bakışta yıllardır sürüp gitmekte olan, -daha da süreceğe benzeyen- “GDO’lar güvenli mi/sağlıklı mı?” tartışmaları yatıyor gibi görünüyor. Ancak altta yatan ticari nedenlerin belirleyici etkisi su götürmez.

ABD: GDO’ların merkez üssü

Bilindiği gibi ABD, hem transgenetik ürünlere dair araştırmalar hem de geniş çaplı üretimlerinin merkez üssü konumunda. Tüm dünyada GDO üretilen arazilerin yüzde 40’ı ABD topraklarında bulunuyor. ABD’de üretilen soyanın yüzde 93’ü, mısır ve pamuğun yüzde 90’ı GDO. Yaygın kanının aksine, sebze-meyve türlerinde ticari olarak üretilen GD çeşitler oldukça sınırlı. Ancak bu konuda ABD bir istisna sayılabilir. Zira büyük oranda Hawaii adasında üretilen ve Amerika kıtasında tüketilen papaya meyvesinin yüzde 80’i GDO ürünü.

Türkiye nerede duruyor?

Çoğu ülkede olduğu gibi, Türkiye’de de “GDO’lar güvenli mi değil mi” sorusu ve bu soruyu iyice karmaşıklaştıran bilgi kirliliği malum. Ancak işin ilginci; Türkiye’de buna bir de “GDO’lar yasal mı değil mi”sorusu ekleniyor.  Oysa işin özü basit: 2010 yılında kabul edilen Biyogüvenlik Kanunu’na göre Türkiye’de GD tarım ürünlerinin üretimi yasak. GDO ithalatında ise yalnızca yem amaçlı ürünlere izin var. Bugün itibariyle Türkiye’de ithalatı serbest olan 22 adet GD hayvan yemi çeşidi bulunuyor. Bunların 17’si mısır, 5’i ise soya çeşitleri. Bunlara son olarak Temmuz ayında ithalatına izin verilen 3 mısır ve 2 soya çeşidi dahil. Kamuoyunda belli dönemlerde kendine yer bulan “GD gıdalar tüketiyoruz” söylentisinin gerçeklik payı ise bulunmuyor.

Modern biyoteknoloji ve onun son 20 yıla damgasını vuran bir ürünü olan GDO’lar bugün tarımın büyük bir gerçeği. Ve objektif koşullarda, ülkeler ne GDO’ya “mahkum”, ne de onu göz ardı etme lüksüne sahip. Bu alanda teknolojik gelişmeleri takip etmek; gıda güvenliği, gıda güvencesi ve verimliliğe dair verileri değerlendirmek her ülke için zorunlu. Bir sonraki aşama ise stratejik, ticari, tarımsal hedeflere göre bir tutum belirlemek. Ama tüm bunlar için önce bilim temelinde, tartışmaya açık ve bilgi kirliliğinden uzak bir ortam yaratmak gerekiyor.

Ülkeden ülkeye büyük farklılıklar göstererek tarımın gündeminde merak uyandırmaya devam eden GDO’nun dünyada ve Türkiye’deki durumunu inceleyen haberin tamamı tarlasera Kasım sayısında.

http://www.tarlasera.com/

Melis Demirci

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir