2050′ de vay halimize

-
2050′ de vay halimize

Atmosferdeki karbon seviyesini artırma konusunda rekorlara doymuyoruz. Atmosferdeki karbon miktarı milyonda 400’ü aştı. Bunun anlamı şu: IMF Başkanı’nın bile “Piliç gibi kızaracağız” dediği bir yerde ölmüşüz de ağlayanımız yok. Zira bilimsel verilerin neresinden bakarsanız bakın, bugün şalterleri kapatsak da gelecekte bedel ödemekten kurtulamayacağız. Peki bizi nasıl mı bir gelecek bekliyor? Buyurun…

 *Kirlilikle birlikte akciğer ve solunum yolu hastalıklarına bağlı ölümler artacak. (OECD)

*Süper mikroplar her yıl 10 milyondan fazla insanı öldürecek. Dünya Sağlık Örgütü (WHO)

*Bunama oranları üç katına çıkacak. (Dünya Sağlık Örgütü)

*Dünya nüfusunun yarıdan fazlası su sıkıntısı yaşayacak. BM

*Şu anda küresel ısınmaya bağlı sorunlar 1 dereceye yakın bir yükselişten kaynaklanıyor. İyimser tahminler bunun 2050’lerde 6 dereceye kadar ulaşması. Bu da son 1 milyon yılda görülmemiş bir sıcaklık olacak. Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO)

*Buğday ve mısır tarlaları yüzde 10  azalacak, talepler ise yüzde 14 oranında artacak. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO)

*Dünya Doğa Koruma Birliği (IUCN) ve Birleşmiş Milletler (BM)verilerine göre 30 yıl içinde çift yaşamlıların yüzde 30’u, sürüngenlerin yüzde 28’i, tatlısu balıklarının yüzde 37’si, bitkilerin yüzde 70’i, omurgalıların yüzde 35’i, memelilerin yüzde 21’i ve kuşların yüzde 12’si yok olacak.

 

*Grönland tamamen erirse deniz seviyesi 8 metreye kadar yükselecek.

Eğer Grönland ile birlikte Antarktika da erirse Danimarka, Hollanda ve Belçika gibi ülkelerin tamamına yakını sular altında kalacak. Türkiye’de Tekirdağ, İstanbul, İzmit, Bursa gibi kentlerin büyük bölümüyle birlikte Karadeniz’deki illerin büyük kısmı, Türkiye’nin en bereketli deltaları, Akdeniz’de kimi yerleşim yerleri deniz olacak.

DENİZLERİN KUMUYUM

*FAO verilerine göre ise deniz ekosistemi 2048 yılında tamamen çökecek. 

*Dünya Doğayı Koruma Vakfı’nın (WWF) geçen günlerde açıkladığı rapora göre denizlerdeki balık stoklarının yarısını tükettik.

 

*2050 yılına kadar yağmur ormanları yüzde 52 azalacak. 

Şalteri bugün kapatsak dahi, 2050’de topraktan suya, gıdadan canlı çeşitliliğine kadar tüm canlılar artan sıcaklıktan ve buzların erimesiyle yükselecek deniz seviyesinden olumsuz etkilenecek. Açlık, kuraklık, göçler, sosyal çalkantılar ve hatta belki de savaşlar… Şimdilik görünen tablo bu.

 

YİNE BİZE ESMER GÜNLER EYVAH…

Hükümetler Arası İklim Değişikliği Paneli  yazarı ve ‘çiçeği burnunda’ TEMA Genel Müdürü Doç. Dr. Barış Karapınar’a göre küresel ısınmanın zaten içindeyiz ve sonuçlarını yaşıyoruz.

*Şehirlerde yaşayan insan sayısı üçe katlanacak. WHO

Suriye’de yaşanan iç savaş bunun bir örneği. “2005’te Suriye ve Mısır’da iklim değişikliğine bağlı olarak olağanüstü bir kuraklık yaşandı. Gıda fiyatlarında yüzde 200’e yakın bir artış oldu. Milyonlarca insan şehirlere taşınmak zorunda kaldı. Buradaki sosyal hayata adapte olamayan ve sosyal haklardan yararlanamayan insanların sisteme karşı giderek artan öfkesi çatışmaların başlamasında tetikleyici oldu. Bunu Birleşmiş Milletler de böyle ifade ediyor” diyen Karapınar’a göre bu daha başlangıç.

Önlem alınmaması halinde Dünya’nın giderek yaşanması güç bir gezegen haline geleceğinin altını çizen Karapınar, bu duruma en hazırlıksız ülkelerden birinin de Türkiye olduğuna dikkat çekiyor. Karapınar, şunları söylüyor: “İklim değişikliğinden en fazla güney kısımlar etkilenecek. Akdeniz, Ege ve Güneydoğu Anadolu şehirlerinden daha uygun yerlere büyük göç dalgaları yaşanacak. Gıda üretimi önemli miktarda düşecek. Durum ayan beyan ortadayken ve tüm ülkeler karbon salınımını azaltma hesapları yaparken biz karbon salınımını artıracak şekilde bir hedef açıkladık. Üstelik sıkıntılı geleceğe yönelik hiçbir hazırlığımız yok.”

BAŞKA BİR DÜNYA MÜMKÜN


 

Önümüzdeki hafta Paris’te İklim Değişikliği Taraflar Konferansı düzenlenecek. Başka bir deyişle bir avuç sayılabilecek insan gezegenin ve üzerindeki canlı yaşamının geleceğine ilişkin karar alacak. Fosil yakıtlar nedeniyle karbon artışının ülkeler tarafından azaltılarak en azından bugünkü seviyelerde tutulması konferansın temel hedefi. Bu bize sunulan en iyimser seçenek.

Ancak tek seçeneğimiz bu değil. Birçok bilim insanı, çok zorlansak da sorunu çözebileceğimiz görüşünde. Stanford Üniversitesi’nde yapılan ve konferans öncesi duyurulan araştırmaya göre 2050’ye kadar fosil yakıtlardan tamamen vazgeçtiğimizde olası felaketi önce yavaşlatıp sonra durdurarak tersine çevirebiliriz.

Birçok ülke hem emisyonlarını azaltmak hem de şimdiden 2050’ye hazırlanmak için çeşitli kararlar alarak altyapı hazırlıkları yapıyor. Raporun Türkiye bölümünde bizim için de güzel haber var. Oldukça şanslı bir coğrafyadayız. Enerji ihtiyacımızın tamamını güneş, rüzgâr, dalga ve jeotermal gibi yöntemlerle gezegeni koruyarak üretmemiz mümkün. Üstelik bu 200 bin insana istihdam yaratacak.

http://www.hurriyet.com.tr/

Melis Demirci

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir